Namazdan sonra dua etmek

(Bölümün numarası 7; Page No. 116)  (5923) no'lu fetvanın birinci sorusu: Soru 1: Farz namazdan sonra yüksek sesle zikir yapmanın hükmü nedir?. Bütün namazları içine alır mı, yoksa belirli namazlarda mı? Orada başka bir cemaat yahut namaz kılan insanlar bulunsa mekruh olur mu? Farzdan sonra yüksek sesle müstehap olan zikirler nedir? Dua ve Kur'ân tilavetini açıktan yapmanın hükmü nedir?.


Cevap1: Farz namazdan sonra yüksek sesle zikretmek meşrudur. Zira İbn Abbas'tan (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: İnsanlar farz namazdan çıkınca yüksek sesle zikretmek, Peygamber'in (s.a.v.) zamanında var idi. O yine şöyle demiştir: Ben ashab-ı kiramın namazı bitirdiklerini, bu şekilde seslerini yükseltmelerinden anlardım. Tek başına yahut cemaat halinde namaz kılan insanlar bulunsa da fark etmez. Farz olan bütün beş vakit namazlarda böyledir. Müstehap olan zikirlere gelince, Peygamber'den (s.a.v.) rivayet edildiğine göre, selam verdiği zaman üç kere istiğfar eder ve şöyle derdi: Allah'ım, selam sensin, selamet ancak sendendir. Ey celal ve ikram sahibi, sen mübareksin. "Sahih-i Müslim ve Buhari" de, her farz namazın arkasından Onun şöyle dediği rivayet edilmiştir: Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir, O’nun ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’nundur. O her şe­ye kadirdir. Allah’ım, Senin verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Senin yardımın olmadıkça hiç kimsenin yardımı fayda etmez. "Sahih-i Müslim" de ise şöyle rivayet edilmiştir: (Bölümün numarası 7; Page No. 117)  Hz. Peygamber (s.a.v.) her namazın sonunda selam verince şöyle derdi: Allah'tan başka ilah yoktur, Onun ortağı yoktur, mülk O'na mahsustur, hamd sadece O'nadır, O her şeye kadirdir. Güç ve kuvvet sahibi sadece Allah'tır, Allah'tan başka ilah yoktur, sadece O'na ibadet ederiz, nimet O'nundur, fazilet O'nundur, en güzel övgü de O'nundur. Allah'tan başka ilah yoktur, ihlaslı ve dini sadece O'na has kılarak, kafirler inanmasalar da. Yine onda şöyle rivayet edilmiştir: Muhacirlerin fakirleri bir gün Hz. Peygamber'e (s.a.v.) gelerek: "Zenginler yüce dereceleri ve sonsuz nimetleri kazanma hususunda bizleri geçtiler." dediler. Hz. Peygamber "Niçin böyle düşünüyorsunuz?" buyurdu. Dediler ki: "Onlar bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor, bizim tuttuğumuz gibi oruç tutuyorlar, onlar tasaddukta bulunuyorlar biz tasaddukta bulunamıyoruz. Onlar köle azat ediyorlar biz azat edemiyoruz." Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.)şöyle buyurdular: "Size, sizi geçmiş olanlara yetişip sizden sonrakileri geride bırakacağınız ve başkalarının da ancak onu yapmaları halinde sizleri geçebileceği bir şey öğreteyim mi?" Onlar: "Evet, ey Allah'ın Rasûlü" deyince, Hz. Peygamber şöyle buyurdular: "Her namazdan sonra otuz üç kere tesbih (Sübhânallah), tekbir (Allahu ekber) ve tahmid (Elhamdülillah) getirirsiniz". "Sahih-i Müslim"de Ebu Hureyre'den şöyle rivayet edilmiştir: Kim, her namazın ardından otuz üç kere sübhanellah, otuz üç kere elhamdülillah ve otuz üç kere Allahuekber derse, ki bu doksan dokuz eder, yüzüncüsünü "Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh. Lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr," diyerek tamamlarsa, deniz köpükleri kadar da olsa günahları bağışlanır. (Bölümün numarası 7; Page No. 118)  Cemaat halinde yüksek sesle dua ve Kur'ân okumaya gelince, ne peygamber'den (s.a.v.) ne de sahabesinden bir şey rivayet edilmiştir ve bunu yapmak bid'attır. Ancak insan açıktan kendi kendine dua etse yahut Kur'ân okusa, bununla başkasına eziyet vermiyorsa, bunda bir şey yoktur. Kunut duası gibi, amin denilen dualar da bunun gibidir. Başarı Allahtandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: