Peygamber efendimizin (a.s.v.) zenginlik ve fakirlik durumu

(Bölümün numarası 4; Page No. 387)  Peygamber efendimizin (s.a.v.) zenginlik ve fakirlik durumu. İkinci, üçüncü ve dördüncü soru, (9184) no'lu fetvadan: Soru 2: Sahih olduğuna inandığım bir hadis var. Onda şöyle rivayet edilir: Peygamber (s.a.v.) henüz küçük yaşta olan Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hasan'ı, yerde bulunan sadaka hurmalarından bir hurma alırken gördü ve Ona şöyle dedi: Onu bırak, onu bırak. Yani: "Onu at", yahut bu manaya gelen bir şey dedi.İkinci hadis ise şöyle: Rasûlüllah (s.a.v.) bir gün sıcak öğlen vakti evinden dışarı çıktı. Biraz sonra Ebu Bekir'e rasladı. "Bu saatte seni evinden çıkaran sebep nedir?" diye sordu. O da: "Beni çıkaran şey ancak açlıktır." dedi. Peygamber (s.a.v.) ona: " Allaha yemin olsun ki beni de dışarı çıkaran şey ancak budur." dedi. Az sonra Hz. Ömer geldi. Hz. Ebu Bekir'e sorduğu sorunun aynısını ona da sordu. O da önceki cevap gibi bir cevapla yanıtladı. Rasûlüllah (s.a.v.) ve iki arkadaşı Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer kalktılar, Ensardan birisinin evine vardılar ve kapısını çaldılar. Sonra Ensar'dan olan bu kimse onları misafir etti. Onlara bir koyun kesip yemek ikram etti. Sonra bağına giderek onlar için hurma topladı ve onlara hurma getirdi. Onlardan yiyip doydukları zaman Efendimiz şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki siz, kıyamet gününde bu nimetlerden hesaba çekileceksiniz." Bu hadisin de sahih olduğuna inanıyorum. Burada üçüncü bir hadis daha var: Allah Rasûlü (s.a.v.) vefat ettiği sırada zırhı, almış olduğu bir ölçek buğday karşılığında yahudi birisinin yanında rehine olarak bulunuyordu. Soru 3 ve 4: Doğrusunu Allah daha iyi bilir, bu hadisin de sahih olduğuna inanıyorum. Fakat soru şu: Bu, Duha suresinin ayetleriyle çelişiyor mu? Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: (Bölümün numarası 4; Page No. 388)  Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın. Yine şöyle buyurmuştur: Seni fakir bulup zengin etmedi mi? Bu, onun (s.a.v.) ve ashabının (r.a.) zühdü kabilinden midir? Yoksa bu, islam'ın başlangıcında idi de, Allah Te'âlâ Resûlü'ne fetih nasip edince zengin mi oldu?.Yine bana ulaşan bir hadiste, sahabelerden birisi yahut onun zamanında olanlardan birisi vefat eder ve üzerinde borcu varsa, onun cenaze namazını kılmaz ve şöyle derdi: Arkadaşınızın üzerine cenaze namazını kılın. Allah Te'âlâ Peygamberine fetih nasip edince şöyle buyurdu: Ben, müminlere kendi nefislerinden daha öncelikliyim. Dolayısıyla her kim vefat edip de geride borç veya fakir bir aile bırakırsa, onların bütün sorumlulukları benim üzerimedir. Bu doğru mudur? Yoksa Allah Resûlü (s.a.v.) ve ashabı (r.a.) insanların en zahidlerinden mi idiler?.Duyduğum bir başka hadis şöyle: Hz. Ömer (r.a.), Allah Rasûlü'nün mübarek vücudunda hasır izlerini görünce ağlamaya başladı. Hz. Peygamber: "Seni ağlatan nedir Ey Hattab'ın oğlu" deyince, Hz. Ömer: "Ey Allah'ın Rasûlü, ben, müslümanların maliyesinin içinde bulunduğu durumu düşünüyorum. Kisra ve Kayser'in şirk içerisinde olmalarına rağmen lüks sergi ve yatakların keyfini sürürken, sen Allah'ın elçisi ve en seçkin kulu olduğun halde bu durumdasın." demiştir. Allah Rasûlü de: "İstemez misin dünya onların ahirette bizim olsun" diye cevap vermiştir. Bu sahih midir? (Bölümün numarası 4; Page No. 389) Bütün bunlar, zühd, dünyadan yüz çevirme ve ahirete yönelme kabilinden şeyler midir? Yoksa bu, islam'ın başlangıcında idi de, mal çoğalıp Allah'ın lutfundan müslümanlar zengin olunca, durum beyan ettiğimiz gibi mi oldu? Bu hadisler sahih ise, Duha suresiyle çelişiyor mu? Ben öyle olduğuna inanmıyorum. Bize doğru cevabı veriniz, Allah (c.c.) sizi mükafatlandırsın.


Cevap 2, 3, 4: İki durumdan dolayı zikrettiğin şeyler arasında çelişki yoktur:Birincisi: Duha suresinin iki ayetinde beyan edildiği gibi, o önce fakir idi, sonra Allah onu zengin kıldı.İkincisi: Allah'ın ona bol bol vermesine ve verdikleriyle maddi hayırlarda bulunmak suretiyle onun rızasını kazanmasına rağmen, ümmetine, onların genel ve özel maslahatlarına yönelik sorumluluğu daha büyüktü. Bu konuda onun dağıtması ve harcamaları, gelenden daha çoktu. Bir bedevinin onu övme sadedinde kavmine söylediği gibi o, fakirlikten korkmayan birisinin vermesi gibi veriyordu. Borcu olduğu halde ölen kimsenin borcunu ödemesi ve ölen birisinin geride kalanlarının, nafaka ve görüp gözetme gibi bütün işlerini üzerine alması bunu göstermektedir. Rivayet edildiğine göre peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Ben, mü'minlere kendi nefislerinden daha öncelik sahibiyim. Dolayısla mü'minlerden vefat edip de geride borç bırakırsa onu ben öderim, mal bırakırsa o mal mirasçılarındır. Hadisi Ahmed, Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Yine Allah resulu (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Vefat eden herhangi bir mü'min geride bir mal bırakmışsa, o malı var olan mirasçıları alsın. Şayet geride borç veya kayıp meta' bırakmışsa bana gelsin, ben onun sahibiyim. Hadisi Buhari rivayet etmiştir. Son zamanlarında malının az olması fakirliğinden değil, bilakis bol bol vermesinden ve cömertliğindendi.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: