Sahabe ve Tabi'in temsili

(Bölümün numarası 3; Page No. 268) (4723) no'lu fetva: Soru: Peygamberlerin (salât ve selam onların üzerine olsun), sahabenin ve tabi'in (Allah onlardan razı olsun) temsilinin (rolünü oynamanın) hükmü nedir?. Bir tarafta peygamberler ve onlara tabi olanlar, diğer tarafta kafirlerin temsili?


Cevap: Birinci olarak: Yapılan filimlerdeki gösterimler ve ondaki hedef, lehviyata, söz sanatı ve yapmacık hareketler kapsamındadır. Öyle ki, göz ona kayar, orada bulunanların nefisleri meyleder ve onların duygularına hakim olur. Bu, temsil ettiğinin sözünde bir sapmaya, yahut bir tahrife veya onda bir fazlalığa götürse dahi, bu kendi başına da uygun değildir. Kaldı ki bu, davet ve tebliğde peygamberler, sahabeler ve onlara tabi olanlardan çıkan sözler hakkında ve görevi yerine getirmek ve islam'a yardım etmek üzere yaptıkları cıhad ve ibadet konularında, onları temsilen bir şahıs veya bir cemâ'attan vuku bulmaktadır.İkinci olarak: Temsille (sinema ve tiyatro ile) uğraşanların çoğuna hakim olan vasıf, onların doğruyu araştırmamak ve faziletli islam ahlakıyla ahlaklanmamaktır. Onlara, layık olmayan şeyi alma ve bu konuda aldırış etmeme cesaretı hakimdir. Yeter ki bunda, insanlarla alay etme, maddi kazanç sağlama ve seyredenlerin büyük çoğunluğunun gözünde başarılı görünme amacı gerçekleşmiş olsun. Sahabe ve benzerlerini temsil etmeye kalktıkları zaman bu, onları alay etmeye ve küçük düşürmeye, şereflerinden uzaklaştırmaya ve kıymetlerinden düşürmeye sebep olur ve müslümanların kalplerindeki heybet ve vakarı yok eder. (Bölümün numarası 3; Page No. 269) Üçüncü olarak: Bir tarafta Firavun, Ebu Cehil ve benzerleri kafirlerin tarafını , öbür tarafta Hz. Musa, Hz. Muhammed (salât ve selam o ikisinin üzerine olsun) ve onlara tabi olanlar gibi müminlerin tarafını temsil etmeye gelince, kafirleri temsil eden onların yerine geçecek, onların diliyle konuşacak, küfür kelimeleri konuşacak ve peygamberlere sövme ve küfür yöneltecek ve onlara yalan, sihirbazlık ve delilik isnad edecek ... Peygamberler ve onlara tabi olanların rüyalarını küçük düşürecek ve nefsinin hoşuna giden şer ve iftiranın her çeşidiyle onları suçlayacak. Firavun, Ebu Cehil ve benzerlerinin, peygamberler ve onlara tabi olanlarla aralarında geçen şeyi, onlardan hikaye şeklinde değil, bilakis küfür ve dalaletten konuştukları şekliyle onların ağızlarından konuşacaklar. Buna, ortamın kazandırdığı çirkinlik ve ziyadeleştirdiği kötülük ve iftiraya kendilerinden bir ilave yapmasalar bile, temsilin zararı daha şiddetli ve vebali daha büyük olur. Bu ise küfür, toplumun fesada uğraması, peygamber ve salihlerin noksanlığı gibi arzu edilmeyen sonuçlara götürür.Dördüncü olarak: Müslümanlarla kafirler arasında ceryan eden bu temsilden maksat, başarılı tebliğ ve müessir davet yollarından bir yol ve tarihe sahip çıkma ise, zaten şu andaki durum bu iddiayı reddetmektedir. Bunun ne kadar doğru olduğuna bakarsak, şerri hayrını örtmektedir ve yıktığı kazandırdığının üzerine çıkmaktadır. Böyle olmasa bile, bunun men edilmesi ve bu düşüncenin önüne geçilmesi gerekir. (Bölümün numarası 3; Page No. 270) Beşinci olarak: İslam'a davet ve tebliğ ve bunu insanlar arasında yayma yolları pek çoktur. Peygamberler bunu ümmetlerine göstermiş , islam'ın muzaffer olması ve müslümanların izzet kazanması olarak meyvelerini gerektiği kadar vermiştir. Tarihin gerçekleri bunu ıspat etmektedir. Sana doğru yolu, peygamberlerin, sıddıkların, şehidlerin ve salihlerden Allah'ın kendilerine nimet verdiği kimselerin yolunu diliyorum. Oyun, arzu ve hevesleri tatmin yerine, ciddiyet ve yüce değerlere götüren şeylerden bu kadarıyla yetiniyoruz. Eninde sonunda hüküm Allah'ındır. O hakimlerin en hakimidir.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: