Orucun fazileti ve hükmü

Orucun fazileti ve hükmü

Orucun fazileti ve hükmü

Orucun tanımı

Orucun sözlük anlamı

Tutmak ve bir şeyden uzak durmak

Orucun şer’i anlamı

İbadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmak

Orucun fazileti

- «Ey İman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de farz kılındı. O, sayılı günlerdir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Oruç tutmanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır. Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan, bir rehber olmak üzere Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Hasta olan veya seferde bulunan, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir etmenizi ister. Umulur ki şükredersiniz.» (Bakara: 183-185)

Orucun çok yüksek bir fazileti ve büyük bir sevabı vardır. Allah önem ve azametinden dolayı orucu kendisine has kılmıştır.

Bir Kudsi hadiste Ebu Hureyre (radıyallahu anh), Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediğini nakletmektedir: “Adem oğlunun işlediği hiçbir amel yoktur ki karşılığında on katından yediyüz katına kadar sevap yazılmış olmasın. Allah şöyle buyurmuştur: Oruç bunun dışındadır. O benim için tutulur. Bana aittir ve onun mükafatını ben vereceğim. Çünkü kulum benim için şehevî arzularını bırakıyor, yemeyi içmeyi bırakıyor. Oruçlu için iki sevinç zamanı vardır: Biri iftar açtığı anda diğeri de Rabbine kavuştuğu andadır. Oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hayırlıdır.” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

Orucun meşrû kılınmasının hikmeti

1- Allah’a karşı gelmekten sakınmanın bir gereği olarak Allah’ın emirlerini yerine getirip hükümlerine tabi olmak.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: «Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de farz kılındı» (Bakara: 183)

2- Nefsi sabra alıştırmak. İradeyi de şehevî arzulara üstün gelecek şekilde güçlendirmek.

3- İnsanı iyilik yapmaya (ihsana), muhtaç ve fakirlere karşı şefkatli davranmaya alıştırmak. Çünkü açlığın tadını aldığında muhtaç kardeşlerine karşı kalbinde ve duygularında bir yumuşama hissedecektir.

4- Oruç sayesinde vücudun rahata ve sağlığa kavuşması

Orucun hükmü

Allah’ın meşru kıldığı oruç iki kısma ayrılır:

1- Farz olan oruç

Bu da iki çeşittir:

a- Allah’ın kula farz kıldığı oruç. O da İslam’ın rükünlerinden (şartlarından) biri olan Ramazan orucudur.

b- Adak ve keffaret orucu gibi farz kılınmasına kulun sebep olduğu oruç.

2-Müstehab olan oruç

Şâri›in -kesin ve bağlayıcı tarzda olmaksızın-tutulmasını istediği her oruç, her aydan üç gün oruç tutulması, Aşura günü orucu, Zilhicce ayının ilk on gününde tutulan oruç ve Arafe gününde tutulan oruç gibi.

Orucun farz olmasının şartları

1. İslam: Oruç kafire farz değildir.

2. Büluğ: Erginlik çağına girmeyen çocuklara oruç farz değildir. Fakat tutabilecek çocuklara alıştırma amaçlı oruç tutturulabilir.

3. Akıl: Akıl hastalarına oruç farz değildir.

4. Kudret: Güç yetiremeyene oruç farz değildir.

Ramazan orucu

Ramazan Orucu İslam’ın şartlarından ve Allah’ın, kullarına farz kıldığı bir ibadettir.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: «Ey İman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye size de farz kılındı» (Bakara: 183)

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de “İslam beş şey üzerine kurulmuştur” [Buhari rivayet etti]

buyurmuş ve bunlardan “Ramazan orucu” nu zikretmiştir.

Ramazan’ın faziletleri

1. Ramazan oruçla ve ibadetle geçirmek, işlenmiş günahların bağışlanmasını sağlar.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) yine şöyle buyurmaktadır: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

2. Kadir gecesini ihya eden (namaz ve ibadetle geçiren) kişinin geçmiş günahları bağışlanır.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Kim, faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır. Kim, faziletine inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan bekleyerek kadir gecesini ihya ederse (namaz ve ibadetle geçirirse) geçmiş günahları bağışlanır.” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

3. Ramazanda yapılan bir umre, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile yapılan bir hac değerindedir.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan’da yapılan bir umre, benimle yapılan bir hacca denktir” [Müslim rivayet etti]

4. Ramazan ayında cennet kapıları açılır, cehennem kapıları ise kapanır, şeytanlar zincirlenir, nefis iyilik yapmaya yönelir.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan ayı girdiğinde göğün kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar zincire vurulur.” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

O halde müslüman düşen, tövbe etmesi ve kötülüklerden uzaklaşarak Yüce Allah’a yönelmesidir.

5. Ramazan ayı Kur’ân ayıdır. Dolayısıyla bu ayda Kur’ân çokça okunmalıdır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: «Ramazan ayı, içinde insanlara doğru yolu gösteren, doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan, bir rehber olmak üzere Kur’an’ın indirildiği aydır.» (Bakara: 185)

6. Ramazan ayı cömertlik, infak ve sadaka ayıdır. Abdullah bin Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Rasüllullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların en cömerdi idi. Onun en cömert olduğu anlar da Ramazan’da Hazret-i Cibrîl’in, onunla buluştuğu zamanlardı. Cibrîl (aleyhisselâm), Ramazan’ın her gecesinde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile buluşur, karşılıklı Kur’an okurlardı. Bundan dolayı Rasülullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Cibrîl ile buluştuğunda, hayır getiren bereketli rüzgârdan daha cömert davranırdı.” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

Ramazan nasıl başlar?

Ramazan ayının girişi hilalin görünmesiyle sabit olur. Şayet hilal Şaban ayının yirmi dokuzuncu gününde güneş batımından sonra görülürse bununla Ramazan girmiş olur.

Şaban ayının otuzuncu gecesi güneş batımından sonra görülmezse ya da tozlu, dumanlı veya bulutlu bir hava varsa Şaban ayı otuz güne tamamlanır.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Hilâli görünce oruca başlayın ve onu görünce bayram yapın. Eğer ayı göremezseniz sayıyı otuza tamamlayın” [Buhari ve Müslim rivayet ettiler]

Ramazan’da iftar

Ramazan’da oruç tutmamak büyük günahlardandır. Ramazan ayından özürsüz olarak bir gün oruç tutmayan ve tövbe de etmeyen kişi, ömrü boyunca oruç tutsa, Ramazanda tutmadığı o günü kaza edemez.

Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın (hastalık ve yolculuk gibi) müsaade ettiği durumlar haricinde, Ramazan’da bir gün orucunu bozan kimse, ömrü boyunca oruç tutsa, Ramazan’da tutmadığı o günü kaza edemez” [Ebu Davud rivayet etti]

Ramazan orucunu bozmanın suçu çok büyüktür. Ebu Ümame el-Bâhilî (radıyallahu anh) şöyle rivayet etmiştir:

Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Bir kere ben uyuyorken, iki adam bana gelip, pazularımdan tutup beni sarp bir dağa getirdiler ve “Çık” dediler. Ben “Buna gücüm yetmez” deyince, “Biz onu sana kolay edeceğiz” dediler. Ben dağa çıktım. Tam dağın düzlüğüne vardığımda, kuvvetli sesler duydum ve “Bu sesler de ne?” diye sordum. Onlar “Bu, cehennem ehlinin ulumasıdır” dediler. Sonra ben götürüldüm, bir de ne göreyim, topuklarından asılmış bir topluluk ki dudakları kulaklarına kadar yarılmış, dudaklarından sel gibi kan akıyor! Ben “Bunlar da kim” diye sorunca “İftar vakti gelmeden oruç açanlar” [İbn Hibbân rivayet etti] dediler.

Selefin Ramazandaki Uygulaması

Selefin, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e tabi olması:

İbnu’l-Kayyim (Rahmetüllahi aleyh) şöyle demektedir: “Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ’in Ramazandaki uygulaması şöyleydi: İbadetleri çokça yapardı. Cebrail (as) Ramazanda O’na Kur’an okuturdu. Cebrail O’nunla buluşmaya geldiği vakit O’nun eşsiz cömertliğine tanık olurdu. İnsanların en cömerdi idi. Ramazan da daha bir cömert idi. Bu ayda daha çok sadaka verir, ihsanı, zikri, itikafı ve Kur’ân tilavetini arttırırdı. Ramazanda tüm aylardan daha fazla ibadet ederdi. Bu ayın gündüz ve gecelerini ibadetle geçirmeye büyük özen gösterirdi.” [Zâdü’l-me’âd fî hedyi hayri’l-ibâd (2/30)]

Selef ve Ramazanda Kur’ân Tilaveti:

Ramazan ayı gibi önemli bir ayda ve özellikle kadir gecesinin talep edildiği (arandığı) gecelerde Kur’ân tilaveti çokça yapılmalıdır.

İmam Buhari (Rahmetüllahi aleyh) Ramazan ayının ilk gecesinde ashabı, eşi dostu talebeleri toplanır onlara teravih namazı kıldırırdı. Her rekatta yirmi ayet okuyarak hatmederdi.

Ayrıca gecenin yarısından başlayarak son üçte birine kadar olan zaman diliminde Kur›an okur ve bu şekilde de her üç gecede bir hatmederdi.

Gündüz de her gün bir hatim indirir, hatmi de iftar vaktinde bitirir ve «her hatim yapıldığında müstecap (kabul olunan) bir dua vardır» derdi. [Sıfatu’s-safve (4/170)]

İmam Şâfiî’nin de Ramazan ayında kıldığı namazlarda Kur›ân›ı Kerîm›i altmış kere hatmettiği rivayet edilmektedir. [Sıfatu’s-safve (2/255)]

Selef ve Ramazanda kılınan gece kıyamı (namazı):

Es-Sâib bin Yezid anlatıyor: “İnsanlar Ömer bin Hattab (radıyallahu anh) döneminde Ramazan ayında yirmi rekat kılarak gece kıyamını ifa ediyorlardı.”

Sonra şöyle demektedir: “Yüzden fazla ayetten oluşan sureler okuyarak namazlarını eda ediyorlardı. Osman (radıyallahu anh) döneminde ise kıyamın uzun oluşu sebebiyle bastonlara dayanmak zorunda kalıyorlardı.” [Beyhakî bu hadisi es-Sünenu’l-kübrâ’da nakletmiştir (2/699)]

Abdullah bin Ebu Bekr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Babamın şöyle dediğini işittim: “Ramazanda (teravih) namazından ayrılıp, hizmetçilerden alelacele sahûr yemeği getirmelerini isterdik, çünkü vaktin çıkmasından korkardık.” [İmam Malik, Muvatta -tahkık Abdulbaki- (1/116)]

Nâfi’nin naklettiğine göre Abdullah bin Ömer (radıyallahu anh) Ramazan ayını evinde ihya ederdi. İnsanlar mescidden ayrıldıklarında yanına bir su kabı alır Resulullah’ın mescidine giderdi. Orada sabah namazını kılmadan evine dönmezdi.” [Beyhakî bu hadisi es-Sünenu’l-kübrâ’da nakletmiştir (2/696)]

03-01.jpg

Tags: