Muhkem ve Müteşabihten Maksat

(Bölümün numarası 4; Page No. 168) Boş sayfa (Bölümün numarası 4; Page No. 169)  Tefsîr (Bir şeyi açıklamak ya da yorumlamak) (Bölümün numarası 4; Page No. 170)  Tefsire giriş (11627) no'lu fetva : Soru: Kur'ân-ı Kerim ayetlerinde muhkem ve müteşabihten maksat nedir? Bazı kimselerin ifade ettiği şu sorunu nasıl aşarız: Kur'ân alemlerde herşeyi açıklamak için gelmiş ise bu ifade ile şu ayeti kerime arasında hangi yönden bir uygunluk vardır: Halbuki onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşmiş olan kimseler ise İlimde derinliği olanlardan maksat kimdir, Kur'ân'ın tefsiri ile te'vili arasında fark nedir?


Cevap: Öncelikle sözü ihkam etmek; iyice pekiştirmek demektir. Sözü yerleştirmek; sözü iyice pekiştirmek, manasını iyice açıklığa kavuşturmaktır. Bununla bir haberde doğru ile yalan, işlerde doğru ile yanlış olan birbirinden ayrılır. Bu manada Kur'ân'ın hepsi muhkemdir. Apaçıktır, hiç kimse açısından bir karışıklık yoktur. Allah te'âlâ buyurdu ki: (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. ve Allah te'âlâ buyurdu ki: İşte bunlar hikmet dolu Kitâb'ın âyetleridir. (Bölümün numarası 4; Page No. 171) İkinci olarak; Sözde müteşabih demek, sözün benzemesi ve birbirine uygunluğu anlamına gelmektedir. Emirler konusunda birbirlerini desteklemektedirler. Bir hususu bir yerde emredip diğer bir yerde aynı hususu yasaklamamıştır. Haberler hususunda birbirini doğrular. Herhangi bir yerde bir şeyin varlığını haber verdi mi başka bir yerde aynı haberi yalanlamaz. Kur'ân'ın hepsi bu manada müteşabihtir ve hiçbir şekilde bir çelişki ve aykırılık yoktur. Allah te'âlâ buyurdu ki: Hâla Kur'ân üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı. Allah te'âlâ buyurdu ki: Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Ayeti oku.Bu manada müteşabih genel manasıyla sağlamlaştırmayı nefyetmez, olumsuz hale getirmez. Zira her müteşabih olan her iki ayet de birbirini destekler birbirleriyle çelişmezler. (Bölümün numarası 4; Page No. 172) Üçüncü olarak; özel manada müteşabih ise; bir şeyin bir yönüyle diğerine benzemesi bir başka yönüyle de birbiriyle çelişmesi demektir. Kur'ân-ı Kerim'de delalet ettiği mana yönüyle muhkem ayetlerle örtüşen ayetler olduğu gibi muhkem ayetlerle örtüşmeyen ayetler de vardır. Bu da bir çok insan açısından maksadın anlaşılması noktasında karışıklık meydana getirir. Bu özel manasıyla müteşabih ayetleri manası apaçık muhkem ayetlere taalluk ettiren kimse için bu müteşabih ayetlerin maksadı ortaya çıkar ve kasdedilen doğru mana açıklanmış olur. İlim adamlarından bu özel manada müteşabih ayetler hususunda görüş beyan etmeyip muhkem ayetlere müracaat etmeyen kimseler; tıpkı hıristiyanların İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu iddialarında olduğu gibi, batıla düşmüşler doğru yoldan sapmışlardır. Allah Te'âlâ İsa hakkında buyurur ki: Hiç şüphesiz ki İsa Allah'ın Meryem'e ilka ettiği bir kelime ve kendisinden bir ruhtur. İsa (a.s.) hakkında Allah'ın ayetine müracaat etmeyi terkettiler. O, sadece kendisine nimet verdiğimiz bir kuldur. (ayetinde) buyurdu ki: Allah nezdinde İsa'nın durumu, Âdem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi. ve subhanehu ve teâlâ'nın buyurduğu: De ki: O, Allah birdir.(1)Allah sameddir.(2)O, doğurmamış ve doğmamıştır.(3)Onun hiçbir dengi yoktur. Allah (c.c.)'ın şu ayeti özel manada müteşabih ve muhkem ayete delalet ederek insanların bu ayetler hakkındaki düşüncesini açıklamıştır: Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'ân'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler.Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar. (Bölümün numarası 4; Page No. 173) Burdan anlaşılıyor ki Kur'ân her şey için açıklayıcı, müslümanlar için rahmet, hidayet ve müjdeleyicidir. Naslar arasında uygunluğu açıklar. İlimde ileri derecede olanlar işte onlar hakkı isteyenlerdir. Müteşabih ayetlerin (karışıklığını) muhkem ayetlere müracaat ederek (çözerler.) Böylece özel manaları yönüyle müteşabih ayetlerdeki karışıklık ortaya çıkacak ve ayetlerin maksadı anlaşılacaktır. Bunun aksine olarak kalbinde şüphe ve sapma olanlar ise işte onlar kafalarına buyruk olarak hevalarına tabi olurlar, muhkem ayetlere müracaat etmeden müteşabih ayetlerle ilgili fitne çıkarmak için ve insanlar arasında karışıklığa yol açmak ve onları doğru yoldan saptırmak için açıklama yaparlar.Kur'ân'ın te'vili ile tefsiri arasındaki farka gelince; te'vil kelimesi ile bir ayeti şerheden ve maksadını açıklayan tefsir kasdedilir, bu velev ki muhkem bir ayete müracaat ederek açıklansın (farketmez.) Bu durumda şu ayetteki "ilim" kelimesi üzerinde durmak doğru olur: Halbuki onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşmiş olan kimseler ise İlimde derinleşmiş olanlar Kur'ân ayetlerinden müteşabih ayetlerin manasını ve muhkem ayetlere müracaat ederek de maksadını bilebilirler. O ayeti tefsir eder ve manasını açıklarlar. Şu ayetteki "vav" harfi; İlimde derinleşmiş kimseler lafzatullaha atıftır. Kur'ân'ın te'vili ile ayetin hakikati ve ayetin yorumlandığı ve anlatmayı amaçladığı olayı ifade eder. Allah te'âlânın şu sözünde olduğu gibi: (Fakat onlar), onun te'vilinden başka bir şey beklemiyorlar. Tevili geldiği (haber verdiği şeyler ortaya çıktığı) gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Aynı şekilde Allah Te'âlâ Yusuf (a.s.) kıssasında -anne babası ve kardeşleri kendisine secde ettiklerinde- Yusuf (Bölümün numarası 4; Page No. 174) (a.s.)'ın şöyle dediğini zikretmişti: "Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyanın yorumudur. (Yusuf) Dışarıda gerçekleşen bu olayı rüyasının te'vili olarak değerlendirdi: Yani rüyanın sonucunu ve gerçekleşen hakikati (kastetmektedir.) Allah te'âlânın kendi zatı için ifade ettiği sıfatları da böyledir: şu ayetlerdeki "istiva": Rahman, Arş'a istivâ etmiştir. Melekler saf saf dizilmiş iken Allah'ın (emrinin) gelmesi gibi. Allah te'âlâ buyurdu ki: Rabbinin (emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır). Bu istiva ve Allah'ın (emrinin) gelmesi konusu ilimde ileri gitmiş kimseler tarafından bilinmektedir. Ama keyfiyetini (yani nasıl olduğu hususu) Allah'tan başka kimse bilmez. Bu durumda Lafzatullah üzerinde duruş yapmak gerekir. Halbuki onun te'vilini Allah'tan başka kimse bilmez. Duruş hususundaki bu iki görüş de doğrudur. Çünkü her iki görüş de te'vili açıklama konusunda doğru bir manaya itibar ederek oluşturulmuştur.Sonuçları ve hakikatini beyan etme açısından te'vil örneklerinden biri de Aişe (r.a.)'dan rivayet edilen şu hadistir: Buyurdu ki: Resulullah (s.a.v.) rüku ve secdesinde şöyle diyordu: Ey Allah'ım! sana hamdetmekle seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Yarabbi beni affet. (Bölümün numarası 4; Page No. 175) Kur'an'ı te'vil ediyordu. Allah'ın şu ayetini kasdediyordu: Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Her iki sözde de te'vil, sözün gittiği gerçek ve sonuç olarak ortaya çıkar.Bazan Kur'ân vb. şer'i naslarda, Kur'ân'ın te'vilinden; lafız manasının bir delil sebebiyle racih(tercih edilen) görüşten mercuh (diğer kendisine tercih edilen) görüşe döndürülmesi kasdedilir. Bu kavram; fıkıh ve fıkıh usulünde çok konuşulan bir kavramdır. Allah'ın sıfatları ile ilgili nasların te'vili hususunda en çok müteahhirin (ulamesı)'nın konuştuğunu ifade etmektedir. Şeyhulislam İbn Teymiye Tedümmüriye adlı kitabında beşinci kuralın sonunda bu görüşü tenkid etmiştir. Konuyla ilgili geniş bilgi edinmek isteyen kimse buraya müracaat etsin.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: