İslam'a girmiş olan kimse için guslün ve sünnet olmanın hükmü

(1557) no'lu fetvanın birinci sorusu: Soru 1: Hıristiyan bir erkek ve hanımı İslam'a girmek istediler. Müftülük kendilerinden bedenlerini yıkamalarını (gusletmelerini), kendi rızalarıyla, istekleriyle ve boyun eğerek kelime-i şehadeti söylemelerini, sünnet olmasını istedi. Bu adam böyle bir uygulama doğru mu değil mi, diye soruyor. Bu konuda selefin görüşlerinin ne olduğunun ve Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde kafir bir kimsenin İslam'a girmesinde uygulanan keyfiyetin ne olduğuna dair bir yazı rica ediyor. (Bölümün numarası 3; Page No. 382)


Cevap 1: Hz. Peygamber'in (s.a.v.) kafirleri İslam'a davette izlediği yöntem, onlara Allah'tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed'in de Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik etmelerini emretmek şeklindeydi. Onlar bunu kabul ederlerse, önemine göre ve durumun gerektirmesine göre şeriatın diğer hükümlerine davette bulunurdu. Bu konuda varid olan malumatlardan biri, Buhari ve Müslim'den gelen şu İbn-i Abbas (r.a.) hadisidir: Resûlullah (s.a.v.) Mu'âz'ı (r.a.) Yemen'e gönderince, ona şöyle demişti: Sen Ehl-i kitabdan olan bir kavme varacaksın. Onları davet ettiğin ilk şey, Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik etmek olsun! Bir diğer rivayette de şöyledir: ...Sana bu konuda itâ'at ederlerse, Allah’ın, onlara günde beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Sana bu konuda itâ'at ederlerse, Allah’ın, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilmek üzere zekâtı farz kıldığını onlara bildir. Eğer bundan dolayı da sana itâ'at ederlerse, onların mallarının en iyilerini almaktan sakın . Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Allah arasında perde yoktur. Yine bu konuyla ilgili bir hadis de, Buhari ve Müslim'de yer alan , Sehl b. Sa'd es-Saidi hadisidir: Hz. Peygamber (s.a.v.) Hz. Ali'ye (r.a.) sancağı Hayber günü kendisine verdiği zaman şöyle demiştir: Acele etmeden, gayet sakin bir şekilde onların bulunduğu yere var, kendilerini İslâm’a davet et, uymaları gereken Allah'ın onlar üzerindeki haklarını haber ver. Allah’a yemin ederim ki, senin vasıtanla Allah’ın bir tek kişiye hidâyet vermesi, senin için kırmızı develere sahip olmakdan daha hayırlıdır. Başka bir rivayette: Onları, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resûlü olduğuna davet et. (Bölümün numarası 3; Page No. 383) Selef, kafir iken müslüman olan kimsenin gusletmesi konusunda farklı görüşler dile getirmiştir. Malik, Ahmed ve Ebu Sevr (Allah onlara rahmet etsin) gusletmesinin vacip olduğunu söylemişlerdir. Bu hususta rivayeti Ebu Davud ve Nesai'de Kays b. Asım (r.a.) yoluyla gelen şu hadise dayanmışlardır: Ben müslüman olmak üzere Peygamber'e (s.a.v.) geldim ve bana, su ve sidir'le yıkanmamı emretti. Emir vacipliği gerektirir. Şafii ve hanbelilerden bazısı şöyle demiştir: Küfür üzere iken cünüp olmamışsa, gusletmesi müstehapdır. Cünüp olmuşsa, gusletmesi vaciptir. Ebu Hanife de, hiçbir halde gusletmesi vacip değildir, demiştir. Bu ve bu manadaki başka hadislerden dolayı gusletmesi meşrudur. Sünnet olmak ise, erkeklere vacip; kadınlar için ise güzel bir şeydir. Ancak İslam'a girmeyi arzu eden birinin, İslam kalbine girip de mutmain oluncaya kadar sünnet olmaya davet edilmesi; sünnet olma davetinin kendisini İslam'dan soğutacağı endişesiyle ertelenirse, güzel olur. Buna göre sözü edilen adamdan ve hanımdan müslüman oldukları sırada yapmaları istenen şeyler doğrudur. Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: