İktidâ

(Bölümün numarası 8; Page No. 24)  (Bölümün numarası 8; Page No. 25)  İktidâ. (Bölümün numarası 8; Page No. 26)  Radyodan namaz kılmak. (1759) no'lu fetva: Soru: Çok uzak bir yerde oldukları halde, radyo ile yahut dinledikleri radyo ile irtibatlı bir cıhazla namaz kılmanın hükmü nedir?


Cevap: Kitap ve sünnetin nasları, beş vakit namazın cemaatle eda edilmesinin vacip olduğuna delalet etmektedir. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına) alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri) arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer gurup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar. Ayeti oku. Allah Te'âlâ, en zor zamanlarda bile farz namazların cemaatle kılınmasını emretmiş ve cıhadın maslahatına binaen, cemaatle namazın muhafazası için bazı rükunlarının terk edilmesine ruhsat vermiştir. Bu, cemaatin vacip olduğuna delalet etmektedir. Yine onun camide cemaatle vacip olduğuna şu hadis delalet etmektedir: Peygamber (s.a.v.), cemaatle namazı eda etmekten geri duran bir topluluğu evlerinde yakmayı istemiştir. Fakat evlerde kadınlar ve camide cemaate katılması vacip olmayan kimselerden dolayı uygulanmamıştır. Öyleyse caminin onunla (cemaatle) imar edilmesi gerekir. Allah Te'âlâ'nın şu ayetinin genel manası: Allah'a ortak koşanlar, kendilerinin kafirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah'ın mescitlerini imar etme selâhiyetleri yoktur. Onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır.(17) Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır. (Bölümün numarası 8; Page No. 27)  ve şu ayetinin genel manası bunu teyit etmektedir: (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki;(36) Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. İki ayeti oku. Allah Te'âlâ, genel olarak camilerin imarının, yapımı, durumunun yüceltilmesi ve orada Allah'ı zikirle ve özel olarak da orada namaz kılmakla olacağını beyan etmiş ve buna teşvik etmiş ve bundan dolayı onlara bol sevap vadetmiştir. Peygamber efendimiz (s.a.v.) de, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde Allah'ın kendi gölgesinde gölgelendireceği yedi kimseden birisinin, kalbi camilere bağlı olan adam olduğunu kaydetmiştir. "Sahih"te rivayet edildiğine göre, Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Peygamber'e (s.a.v.) a'ma bir adam gelip: "Ya Rasûlellah, beni mescide götürecek bir kimsem yok," diyerek namazı evinde kılabilmek için Rasûlüllah'tan (s.a.v.) kendisine müsaade etmesini istedi. Peygamber Efendimiz de müsaade etti. A'ma dönüp giderken Peygamberimiz onu çağırarak: “Sen namaz için ezan okunduğunu işitiyor musun?” diye sordu. A'ma: "Evet" cevabını verdi. Hz. Peygamber: “O halde davete icabet et,” buyurdular. (Bölümün numarası 8; Page No. 28)  Yine onda Abdullah b. Mesud'dan (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Kim ki yarın Müslüman olarak Allah’a kavuşmak istiyorsa, nerede ezan okunursa şu namazlarını kılsın. Çünkü Allah, Peygamberinize (s.a.v.) sünen-i hüdayı meşru kılmıştır. Bunlar da sünen-i hüdadandır. Cemaate gelmeyerek evinde namaz kılan kimseler gibi, siz de namazı evde kılarsanız, Peygamberinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Eğer peygamberinizin sünnetini terk ederseniz, o zaman da dalalete düşersiniz. Güzelce abdest alıp mescidlerden birisine gitmek için evinden çıkan hiç bir kimse yoktur ki, Allah ona, attığı her adım için bir sevap yazmasın, bir derecesini yükseltmesin ve bir günahını silmesin. Hatırlıyorum ki, münafıklığı açık olan bir münafık dışında bizden hiç kimse cemaatten geri kalmazdı. Adam, iki kişi tara­fından ayakları yerde sürünerek getirilir ve safın arasın­da durdurulurdu. Yine Buhari ve Müslim'de Eb Hureyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarında kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. Onlardan biri abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse, camiye girinceye kadar attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Camiye girince, namaz için beklediği sürece namazdaymış gibi olur. Abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe melekler, sizden birinize dua ederler ve şöyle derler: Allahım, ona rahmetinle muamele et, onu bağışla, Allah'ım, onun tevbesini kabul et. (Bölümün numarası 8; Page No. 29)  Sahih-i Müslim'de Übey b. Ka'b'tan (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ensardan bir kimse vardı ki, evi Medine'de mescide en uzak evdi. Bu kimse, Resûlüllah (s.a.v.) ile birlikte kılınan hiç bir namazı kaçırmazdı. Biz, onun bu haline acıdık ve ben ona: “Ey filanca kimse, bir eşek satın alsan, hem seni sıcaktan ve hem de yerin zehirli haşeratından korur” dedim. O: “Dikkat edin, vallahi ben, evimin, Muhammed'in (s.a.v.) evine çadır ipleriyle bağlanmış kadar yakın olmasını istemem” dedi. Onun bu sözü bana çok ağır geldi ve Allah'ın peygamberine (s.a.v.) gelip ona haber verdim. Bunun üzerine o adamı yanına çağırdı ve O kimse, Ona da aynı şeyi söyleyip, adım attığı adımdan sevap umdu­ğunu belirtti. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) ona: “Senin için, gerçekten umduğun sevap vardır" buyurdu. Cabir b. Abdillah'tan (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Mescidin etrafındaki yerler boş kalmıştı. Seleme oğulları mescidin yakınına taşınmak istediler. Bu durum, Resûlüllah'a (s.a.v.) ulaşınca onlara şöyle buyurdu: Bana ulaştığına göre siz, mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz? Onlar: "Evet, ey Allah'ın Resûlü, biz böyle arzu ettik" dediler. Resûlüllah (s.a.v.) buyurdu ki: Ey Seleme oğulları, sizin yurdunuz sizin adımlarınızı kaydeder. (Bölümün numarası 8; Page No. 30)  Bu hadislerin manasında olan diğer hadisler de, bundan maksadın sadece mutlak olarak namazın cemaatle eda edilmesi emri değil, bilakis ondan geri kalmada münafıkların sıfatlarından uzaklaşmak, sevap, ecir ve günahlardan mağfiret, Allah'ın evine adım atmak suretiyle derecelerin yükselmesini istemek üzere ve namazgahında bulunduğu sürece ki, -oradan ayrılmasına ancak namazı beklemek mani olmaz- meleklerin rahmet ve mağfiret dualarına muhatap olmak üzere, bu şeairin Allah'ın evlerinde ikame edilmesi için, onun camide cemaatle eda edilmesi emri olduğuna delalet etmektedir. Kim evinde, tarlasında yahut ticaret yerinde mesela radyodan gelen sese göre caminin imamıyla cemaat olarak namaz kılar ve Allah'ın evindeki cemaata katılmaktan geri kalırsa, bu şeriatın emirlerine imtisal etmekten kaçınmasına ve sevapları artıran, Allah'ın en yüksek derecelere yükselttiği ve onun sebebiyle günahları mağfiret olunan şeylerden kaçmaya ve kendisini ondan mahrum bırakmaya delalet eder. Onun camilerde edasının vacipliğine delalet eden emirlere muhalefet etmiş ve camilerde cemaate katılmaya muhalefet edenlere vadolunan cezaya müstehak olmuş olur. Sonra onun namazı, camide bulunup safa katılma imkanı olduğu halde safın arkasında tek başına olması gibi ve imanın önünde olması gibi, fakihlerden bir gruba göre namazı sahih olmayan durumlarda olabilir. O bundan emin olduğu halde, imamın ve me'mumların göründüğü bir yerde namaz kılsa da, mikrofon yahut hoparlörün arızalanması yahut elektiriğin kesilmesi gibi imama uyma imkanı olmayan bir şey arız olabilir. Bundan dolayı, evinde tek başına yahut cami cemaatinden müstakil olarak cemaatle namaz kılmasını yahut radyo yoluyla cami imamına uymasını caiz görmüyoruz. (Bölümün numarası 8; Page No. 31)  Başarı Allah'tandır! Allah, Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam etsin.


Tags: