Allah Te'âlâ'nın hükmünde ehl-i kitabın hepsi eşit değildir

(Bölümün numarası 3; Page No. 405)  Ehl-i kitap ile ilgili konular (Bölümün numarası 3; Page No. 406)  Ehl-i Kitaba karşı İslam’ın tutumu. (1412) no'lu fetva: Soru: Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ... Bir diğer ayette de şöyle buyurmuştur: Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Başka bir ayet de şöyledir: Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde Allah'ın âyetlerini okurlar. Allah (c.c.) bir diğer ayette de şöyle buyurmuştur: İnsanlar içerisinde en şiddetli olarak... bulacaksın. İşim vesilesiyle ve bazı Hıristiyanlarla arkadaşlık münasebetiyle oluşan ilişkilerimde zaman zaman İslam dini Hıristiyanları tanımakta mı, tanımamakta mı şeklinde tartışmalar olmaktadır. İslam'ın Hıristiyanlar hakkındaki tutumu nedir? Yukarıda bir kısmına yer verdiğim bazı ayetleri ve benzerlerini birçok yerde delil olarak ileri sürmektedirler. Bu ayeti kerimeler yalnız bu kadarla sınırlı olmayıp sadece misal olarak zikredilmiştir. (Bölümün numarası 3; Page No. 407) Binaenaleyh değerli ilim adamlarımızdan doyurucu bir cevap vermelerini rica ediyorum. Umarım verilecek cevap kapsamlı, ikna edici, delil ve kanıtlarla desteklenmiş ve belli bir amaca yönelik ılımlı bir cevap olur. Ayrıca bu ayetler içinde neshedilmiş olan var mıdır? Çünkü Hıristiyanlar bize karşı, bu ayetlerin birbiriyle çeliştiklerini gerekçe olarak ileri sürüyorlar. Beni bu soruyu yazmaya sevk eden, İslam'a ve müslümanlara olan aşırı düşkünlüğümdür.


Cevap: Nebi ve rasullerin getirmiş oldukları şeriatlerin temel esasları aynıdır. Bunları onlara Allah vahyetmiş ve bu esaslar ile kitaplarını onlara inzal etmiştir. Bu kitaplarda öncekilere emrettiği imanı, yardım ve destekte bulunmayı sonrakilere de emretmektedir. Öncekilere neyi tasdik etmeyi öğütlemişse sonra gelenlere de onu öğütlemiştir. Peygamberlerin Allah katından getirdiklerinin hepsi İslam dini olarak isimlendirilir. Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.(81)Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.(82)Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.(83)De ki: Biz, Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.(84)Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. Allah te'âlâ buyurdu ki: Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız." (Bölümün numarası 3; Page No. 408) ... Devamla şöyle buyurdu: Kendinden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak peygamberlerin izleri üzerine, Meryem oğlu İsa'yı arkalarından gönderdik. Ve ona, içinde doğruya rehberlik ve nur bulunmak, önündeki Tevrat'ı tasdik etmek, sakınanlara bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil'i verdik. şu ayete kadar Sana da, daha önceki kitabı doğrulamak ve onu korumak üzere hak olarak Kitab'ı (Kur'ân'ı) gönderdik. ... Bir başka ayette Allah te'âlâ şöyle buyurdu: Ey ehl-i kitap! Resûlümüz size Kitap'tan gizlemekte olduğunuz birçok şeyi açıklamak üzere geldi; birçok (kusurunuzu) da affediyor. Gerçekten size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap geldi.(15)Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir. Diğer bir ayette de şöyle buyurdu: Ey ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette): "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demiyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir. Allah te'âlâ buyurdu ki: Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler. Başka bir ayette Allah şöyle buyurdu: Senden önce hiçbir resûl göndermedik ki ona: "Benden başka İlâh yoktur; şu halde bana kulluk edin" diye vahyetmiş olmayalım. (Bölümün numarası 3; Page No. 409) Hem genel hem de özel mana bakımından, peygamberlerin getirmiş oldukları, ibadette Allah'ı birlemek, O'na, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere iman etmek, namaz, zekat ve orucun temel esasları gibi şeriatlerin temellerinin aynı olduğunu gösteren daha başka ayetler de bulunmaktadır. Meselâ Allah'ın halili Hz. İbrahim'in duasının geçtiği şu ayet gibi: "Ey Rabbimiz, ey sahibimiz, Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Bu ayet, Hz. İbrahim'in Allah'a olan yakarışını anlatan şu ayete kadar devam eder: Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle. Allah te'âlâ'nın konuya ilişkin örnek kabilinden bir diğer ayeti de şudur: (Resûlüm!) Kitap'ta İsmâil'i de an. Gerçekten o, sözüne sadıktı, resûl ve nebî idi.(54)Halkına namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi. Misal olan bir diğer ayette de Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. Hz. Zekeriyya hakkındaki şu ayette de bir diğer örnektir: Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, Yahya'yı müjdeler. ... Bir diğer misal de Hz. İsa hakkındaki şu ayettir: Çocuk şöyle dedi: "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber yaptı."(30)"Nerede olursam olayım, O beni mübârek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti." Bir başka ayette Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: (Bölümün numarası 3; Page No. 410)  Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz. ... Fakat bu şeriatler, keyfiyetleri ve ferî meseleleri bakımından birbirinden farklılık arz etmiştir. Nitekim Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: (Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik. Hz. Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: Peygamberler anneleri farklı bir babanın çocuklarıdır. Dinleri bir ve anneleri farklıdır. Buna göre şeriatlerin temel esaslarına, nebi ve rasullerin getirmiş oldukları gibi iman eden kimselerden Allah razı olmuştur ve o kimselerin saadet ve felaha erişeceklerini yazmıştır. Allah te'âlâ'nın kitabı'nda methettiği, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) de sünnetinde övgüyle andığı kimseler de işte bunlardır. Peygamberlerin Allah katından getirdikleri temel esasların bir kısmına inanıp bir kısmını inkar edenler, bu temel esasların bir bütün olma zaruretinden ve birbirlerini tasdiklemelerinden ötürü hepsini tamamıyla inkar eden gerçek kafirlerdir. (Allah) kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir! Böyle kimseler Allah tarfından Kitabı'nda; Resûlü tarafından da sünnetinde kınanmışlardır. Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip "Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;(150)İşte gerçekten kafirler bunlardır. Ve biz kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.(151)Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. (Bölümün numarası 3; Page No. 411) Bundan ötürüdür ki Allah te'âlâ, Yahudi ve Hıristiyanların kendi hükmünde eşit olmadıklarını haber vermiştir. Hatta her iki kesimden bir grubu övgüyle anmış ve yine her iki kesimden bir grubu zemmetmiştir. Emrini yerine getiren Yahudi ve Hıristiyanları şu sözüyle övmüştür: "Biz, Allah'a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve esbâta indirilene, Musa ve İsa'ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeksizin inandık ve biz sadece Allah'a teslim olanlarız. Yine Allah teâla'nın şu sözleri de onlarla ilgilidir: Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler. Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah hesabı çok çabuk görür. Onlardan bazı Hıristiyanlar vardır ki; onlar hakkında Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Çünkü onların içinde keşişler ve râhipler vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.(82)Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."(83)"Rabbimizin bizi iyiler arasına katmasını umup dururken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe iman etmeyelim?"(84)Söyledikleri (bu) sözden dolayı Allah onlara, içinde devamlı kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetleri mükâfat olarak verdi. İyi hareket edenlerin mükâfatı işte budur. (Bölümün numarası 3; Page No. 412) Yine Yahudi ve Hıristiyan ehl-i kitap içinde bir grup vardır ki Allah onları şöyle övmüştür: ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.(113)Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.(114)Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir. Her iki kesimden -Yahudi ve Hıristiyanlardan- münafıklık edenleri veya peygamberlerin bir kısmına inanıp bir kısmını inkar edenleri, hak ortaya çıktıktan sonra gizleyenleri, kelimelerin manalarını tahrif edenleri, şeriatlerin temel esasları ve ferî meseleleri konusunda Allah'a yalan iftiralarda bulunanları ve kendilerinden ahit ve söz alındıktan sonra cayanları, ahdi bozanları kınamıştır. Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.(75)(Münafıklar) inananlarla karşılaştıklarında "İman ettik" derler. Birbirleriyle başbaşa kaldıkları vakit ise: Allah'ın size açtıklarını (Tevrat'taki bilgileri), Rabbiniz katında sizin aleyhinize hüccet getirmeleri için mi onlara anlatıyorsunuz; bunları düşünemiyor musunuz? derler.(76)Onlar bilmezler mi ki, gizlediklerini de açıkça yaptıklarını da Allah bilmektedir.(77)İçlerinde bir takım ümmîler vardır ki, Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar.(78)Elleriyle (bir) kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere yazıklar olsun! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! (Bölümün numarası 3; Page No. 413) Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü! Bir diğer ayette Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz (ihtiyacı olanlara Allah rızası için faizsiz borç verirseniz) andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.(12)Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkâmın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.(13)"Biz hıristiyanlarız" diyenlerden de kesin sözlerini almıştık ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab'ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir. Yine Ehl-i kitaptan Allah'ın çocuk sahibi olduğunu söyleyenleri, haham ve rahiplerini Allah'tan başka rabler edinenleri zemmetmiş ve iftiralarını geri çevirmiştir. Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: Yahudiler, Uzeyr Allah'ın oğludur, dediler. Hıristiyanlar da, Mesîh (İsa) Allah'ın oğludur, dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan batıla) döndürülüyorlar.(30)(Yahudiler) Allah'ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesîh'i (İsa'yı) rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O'ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştuklarından münezzehtir. (Bölümün numarası 3; Page No. 414) Ayetler. Yine onlar içinde kafir olmakla birlikte, cennetin kendilerine tahsis edildiğini ve kendilerinden başkasının oraya giremeyeceğini söyleyenleri de kınamış; bu iddialarında onları yalanlayarak kimin gerçekten cennet ehli olduğunu açıklamıştır. Allah te'âlâ şöyle buyurmuştur: (Ehl-i kitap:) Yahudiler yahut hıristiyanlar hariç hiç kimse cennete giremeyecek, dediler. Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de.(111)Bilakis, kim muhsin olarak yüzünü Allah'a döndürürse (Allah'a hakkıyla kulluk ederse) onun ecri Rabbi katındadır. Öyleleri için ne bir korku vardır, ne de üzüntü çekerler. (Bölümün numarası 3; Page No. 415) Ayrıca onlar içinde peygamberleri ve salih kimseleri haksız yere katledenleri, kalplerimiz kılıf içindedir, örtülüdür, diyenleri, Hz. Meryem hakkında tehlikeli iftiralar atanları, Meryem oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük, diyenleri, faizi ve haksız yollarla insanların mallarını yiyenleri, Allah üçün üçüncüsüdür, diyenleri kınamış ve onların hepsinin kafir olduğunu ilan ederek iddialarını reddetmiş ve acı verici azap tehtidinde bulunmuştur. Allah te'âlâ'nın Yahudi ve Hıristiyanlardan bir grubu övdüğü, övgüye, saadete ve daimi nimetlere kendilerini ehil kılacak vasıflarla nitelediği ayetler yanında yine her iki kesimden bir grubu yerdiği, Allah'ın azabını, lanetini ve acı verici cezasını gerektirecek niteliklerle andığı daha başka ayetler de bulunmaktadır.Dolayısıyla anlaşılmaktadır ki İslam, Yahudi ve Hıristiyanlara karşı insaflı ve adil bir tutum sergilemektedir. Övgü ve yergi bakımından gelen haberlerle ilgili olarak Kİtab'ın ve sünnetin nassları arasında çelişki bulunmamaktadır. Övgüyle anılanlarla yergiyle anılanlar arasında açık bir fark bulunmaktadır. Allah teâlâ'nın Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz. sözüne uyarak Tevrat'ta ve İncil'de yazılı olarak buldukları, kendilerine iyiliği emreden, kötülüğü yasaklayan, temiz şeyleri helal kılıp pis şeyleri haram eden, üzerlerindeki yük ve prangaları hafifleten ümmi peygambere tabi olanlar.. işte onları Allah'ın rahmeti kuşatır; Allah'ın övgüsünü hak ederler. Kurtuluşa erecek olanlar da onlardır.Tamamını inkar edenler veya bir kımına inanıp bir kısmını inkar edenler, Tevrat'ta veya İncil'de indirileni tahrif edenler, yukarıda beyan edilen diğer olumsuzlukları işleyenler ise Allah tarafından yerilmiş ve azap kelimesini hak etmişlerdir. Cehennemde ebedi kalacak olanlar da onlardır. (Bölümün numarası 3; Page No. 416) Binaenaleyh, Ehl-i kitap hakkındaki onları öven, değerlerini itiraf eden, bulundukları konumun hakkını veren rivayet ve haberlerin metinleriyle kötü davranışlarından, inanç bozukluklarından ve rablerinden kendilerine indirilmiş olanı değiştirenleri, bu konuda haham ve rahiplerini körü körüne taklit edenleri zemmeden naslar arasında herhangi bir çelişki söz konusu değildir. Birbirlerini olumsuzlamadıklarından dolayı bu naslar arasında nesh de söz konusu değildir. Hatta bu naslar birbirini desteklemekte, doğrulamaktadır.Daha fazla malumat isteyen Allah'ın Kitabı'na ve Rasûlü'nün sünnetine müracaat edebilir. Kur'ân ayetlerini ve Resûlullah'tan (s.a.v.) gelen sahihi hadisleri ve doğru ve taassuptan, hevadan uzak olarak aktarılan tarihi bilgileri inceleyip üzerinde düşünen kimse, hakkın ne olduğunu görecek ve doğru yola uyacaktır.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: