Ticari işlerde kafirlerle ortak olmak

Ticari işlerde kafirlerle ortak olmak. (5855) no'lu fetva: Soru: Bizler Avustralya'da yaşıyoruz. Avustralya devleti, (Bölümün numarası 2; Page No. 98) yönetim bakımından din devleti olmadığını ve laik bir devlet olduğunu dile getirmekte ve bununla beraber, dindar veya dinsiz herkesin düşünce özgürlüğüne sahip olduğunu benimsemektedir. Buna rağmen, radyo ve televizyon medyası yayınlarının, hıristiyan ve yahudi dinlerinin verimliliğini arttırıcı uygulamalarla doldurulduğunu ve her denetleyicinin bunu açık bir şekilde görebilmesi mümkündür. Müslümanlar, ülke vatandaşlarının 32/1 ni temsil etmektedir. Bizler, müslüman olarak bazen onların mabedlerine ve ortamına girmek zorunda kalıyoruz. Bazen kişi, vefat eden bir dostunun veya iş hayatı ve sorumluluğu gereği birlikte olduğu yetkili bir kimsenin ve benzer şahsiyetlerin cenaze namazına katılmak zorunda kalmaktadır. Bu kimselerin bir kısmı bazen evlerimize girer ve sofralarımızda otururlar. Hatta bazen, -ayakkabılarını çıkarması ve şayet kadın ise başını örtmesi gibi İslam ahlakına uygun bir biçimde-mescitlerimize girip dolaşmayı bizden talep ederler. İslam'ın bu konularla ilgili hükmü nedir?1 - Onların evlerine girmemiz2 - Dini törenlerine katılmamız3 - Ticari işlerde ortaklık yapmamız4 - Onların evlerimize girmesi5 - İbadet mekanlarımıza girmeleri6 - Bu kimselerin camilerimizde cemaate konuşma yapmaları mümkün müdür?7 - Bu kimselerin, cami dışındaki konferans salonlarında düzenlenen törenlerimizde konuşma yapmaları mümkün müdür?8 - Bizlerin, yahudi ve hristiyanlarla beraber Avustralya devleti veya devlet kurumlarından birisinin düzenlemiş olduğu halka açık bir oturumda, her birimizin belli bir alanda, örneğin, "Dinler ve Barış", "Dinler ve Merhamet", "Dinler ve İbadet" gibi konularda konuşma yapması mümkün müdür?


Cevap: Öncelikle: Onlara olan sevgi ve dostluğunun gereği değil de, onların kalbini kazanma, onlara nasihat etme, doğruya yönlendirme ve benzeri maksatlarla evlerine girmen caizdir. (Bölümün numarası 2; Page No. 99)  İkinci olarak: Onların dini merasimlerine katılman caiz değildir. Çünkü bu, dinlerini dikkate alma, rıza gösterme ve onu yüceltme anlamına gelecektir. Aynı zamanda, dini ayinlerini yaptıkları bir sırada onlara katılmak, toplantıya katılanların sayısını arttırmış olmak demektir. Üçüncü olarak: Onlarla ticari ortaklık yapacak kimsenin, aldatma ve Allah'ın yapılmasını haram kıldığı faiz, kumar, belirsiz satış ve benzeri alışverişleri yapmaktan emin ise, mübah olan ticari işlerde ortaklık yapması caizdir. Fakat, ticari işlerde onlarla alışveriş yapmamak, faiz kaynaklarından, zan, ittiham ve tehlike alanlarından uzak durma adına daha hayırlı ve daha iyidir.Dördüncü olarak: Fiteneden emin olma ve ailenin kutsallığını muhafaza etmekle beraber, kalplerini ısındırma ve onlara nasihat etme adına onların, bizi evlerimizde ziyaret etmelerine izin vermemiz caizdir. Umulur ki, güzel karşılama ve ziyaret adabına riayet etme hususunda İslam'ın hoşgörüsünü farkeder ve yapılan öğütlere kulak verirler de belki Müslüman olurlar. Allah teala şöyle buyurmuştur: Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.(8)Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır. Beşinci olarak: Bu kimselerin ne Mescid-i Haram'a ve ne de Mekke'ye girmeleri, (Bölümün numarası 2; Page No. 100) müslümanların da bu kimselerin buralara girmelerine imkan sağlamaları caiz değildir. Ancak, ibadet etmek, vaaz ve ders dinlemek için hazırlanan diğer yerlere girebilirler. Umulur ki Allah (c.c.), aramıza sevgi bağı koyar, kalplerini yumuşatır ve onların tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah çok esirgeyen ve çok merhamet edendir.Altıncı ve yedinci olarak: Müslümanların mescitlerinde ders vermelerine ve konuşma yapmalarına imkan sağlamamız caiz değildir. Çünkü, bu tür etkinliklerde konuşmaları, dinle ilgili şüpheler ortaya atmalarına, Allah'ın dinini inkar etmelerine ve müslümanlar tarafından ilgi görüp şöhret kazanmalarına sebep olabilir ve netice olarak büyük bir fitne ve fesat ortamı oluşur. Bu nedenden ötürü, bu kimselerin müslümanlara ait tören ve meclislerde konuşma yapmaları veya konferans vermeleri de aynen böyledir. (Bölümün numarası 2; Page No. 101) Sekizinci olarak: İlmi seminerler, tartışmalar ve dini alanlarda konferanslar düzenlemek için, devletin tesis etmiş olduğu genel toplantı merkezlerinde kafirlerle beraber bir arada bulunmak caizdir. Buraya katılan müslüman alimler, İslam itikadını, İslamın rükünlerini ve ahlakını anlatacaklardır. Katılımcılardan farklı din mensubu kimselerin, İslam dini etrafında oluşturdukları şüphelere cevap verecek, İslam'ı kötülemeye çalıştıkları söz ve düşünceleri çürütecek ve bunun dışında, İslam'a yardım etme ve onu savunma adına yapması gerekenleri yapacaktır. Ancak, din konusunda bilgi sahibi olmaması ya da az bilgi sahibi olması, düşünce ve hazırlık konusunda yeteri kadar güçlü olmaması sebebiyle dini açıdan fitneye düşeceğinden korkan müslümanların, fitnelerden korunmak, şüphe ve tereddütlerin kendisinde etki etmesinden sakınmak için bu tür tören ve toplantılara katılması caiz değildir.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.


Tags: