Ticaniyye tarikatının virdi ve üzerinde zikir yapmak için camiye beyaz kumaş parçası sermelerinin hükmü

(Bölümün numarası 2; Page No. 315)  Tîcaniyye (Bölümün numarası 2; Page No. 316)  Tîcaniyye tarikatının virdi. (117) no'lu fetva: Soru: Sorunun içeriği, adlandırılmış olan İsa Cibril, Allah'ın peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) indirdiği şey hakkında daha çok bilgiye sahip olmak istiyor ve Ticanilerin ve Ticaniyyenin yaptığı virdin İslam'da sahih olup olmadığını rica ediyor. İslami okullardan çoğunun ona muarız olduğunu, halbuki Ticanilerin akşam namazından sonra onu kullandıklarını işitmiştir ki, onlar camiye beyaz bir kumaş parçası seriyorlar, onun etrafına oturuyorlar ve yüz kere "la ilahe illellah" ve onunla birlikte iki kelime daha okuyorlar. Hakikatin (gereçeğin) izahı konusunda kendisine yardımcı olunmasını rica ediyor.


Cevap: İslam şeriatı, Allah'ı zikretmeyi teşvik etmiş, bu konuda terğipte bulunmuş ve bunun ruhlara canlılık kattığını, kalplerin onunla mutmain olduğunu ve kalplerin onunla inşiraha kavuştuğunu beyan etmiştir. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin.(41)Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Yine şöyle buyurmuştur: Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. (Bölümün numarası 2; Page No. 317) Peygamber (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: Rabbini zikreden ile zikretmeyenin misali ölü ile dirinin misali gibidir. Hadisi Buhari rivayet etmiştir. Yine Allah'ın kitabı ve Resûlü'nün (s.a.v.) sünnetinde zikretme emri ve onu teşvik mücmel olarak geldiği gibi, mufassal olarak da gelmiştir. Kur'ân, Allah'ı zikrin, Allah'ı yüceltmek, O'nu ta'zim etmek, ağırbaşlı ve vakarlı, yahut O'ndan korkarak ve O'nu arzulayarak, gizli olarak, ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam, kalple olacağını beyan etmiştir. Yine namazın, Allah'ı en büyük zikir olduğunu beyan etmiştir. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın.(238)Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın). Güvene kavuştuğunuz zaman, siz bilmezken Allah'ın size öğrettiği şekilde O'nu anın (namaz kılın). Yine şöyle buyurmuştur: Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın. Namazda hem kıraat, tekbir, tehlil, tesbih, hamd ve hem de dua vardır. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma. (Bölümün numarası 2; Page No. 318) Sünnet, kavli ve ameli olarak, zikrin nevilerini, vakitlerini ve şeklini beyan etmiş ve sabah, akşam, şiddet, bela, yatarken, uyanıkken, seferler ve dönüşlerdeki zikirleri beyan etmiş ... ve kelimelerini ve şekillerini tayin etmiştir. O'nun gölgesinden başka hiç bir gölgenin olmadığı günde Allah'ın gölgesinde gölgelendireceği yedi grup insan hadisinde şöyle geçmektedir: Allah'ı tenha bir yerde zikredip de gözleri dolan adam Zikrin çeşitleri, vakitleri ve şekilleri ile ilgili kitap ve sünnetin beyan ettiği şekilde kim Allah'ı zikrederse, Allah Te'âlâ'nın yoluna ve Resûlü'nün (s.a.v.) yoluna tabi olmuş, ecir ve sevabı kazanmış olur. Kim, zikirlerin şekillerini değiştirir ve tahrif ederse, yahut şekillerinde değişiklik yapar, onda Resûlüllah'ın (s.a.v.) yapmadığı şekilleri yapar, onun kayıtladığı şeyi mutlak kabul eder ve onun mutlak olarak zikrettiği şeyi takyid ederse, zikirleri yerine getirmede, Resûlüllah (s.a.v.) zamanında, ashabının zamanında ve hayırla yad ettiği üç asırda olmayan bir yolu takip ederse, isaet etmiş ve Allah'ın izin vermediği dinde bid'at ihdas etmiş olur ve ecir ve sevaptan mahrum kalır. Onlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerden olurlar.Ticaniyye gibi bazı tarikat mensuplarının, akşamdan sonra "la ilahe illellah" ve benzeri zikirleri yapanların, beyaz bir kumaş serip etrafında toplanmaları bundandır ki, zikir doğrudur, "la ilahe illellah" sözü, peygamberlerin söyledikleri en faziletli sözdür ve onu söylemek zikirlerin en faziletlisidir. Fakat beyaz bir kumaş serilip etrafında toplanılması, bu zikrin akşamdan sonraya tahsis edilmesi ve bunu toplu olarak yapmak, Allah ve Resûlünün izin vermediği, onların uydurduğu bir bid'attır. Amelin en hayırlısı kendisine ittiba edilendir ve onun en kötüsü de sonradan uydurulandır. Zira Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Benim sünnetime ve benden sonra Hulefâ-i râşidin'in sünnetine sarılın. Sonradan ortaya çıkan bid'atlardan kesinlikle kaçının. Çünkü sonradan ihdas edilen her şey bid'attır. Yine şöyle buyurmuştur: (Bölümün numarası 2; Page No. 319) Kim bizim dinimizde olmayan bir şeyi ortaya çıkarırsa, o reddolunmuştur. Kendilerinin uydurmuş oldukları virdlerle, yahut çirkin hareket ve şekillerdeki zikirlerle -bu, oyunlara ve temsile daha yakın ve daha çok benzemektedir- ibadet için sabahtan önce, ondan sonra yahut yatsıdan sonra toplanmaları da bundandır. "Hu" kelimesiyle ve "Ah" kelimesiyle zikirleri de bundandır ki, bu iki kelime Allah'ın isimlerinden değildir. Bilakis birincisi, gaip zamiridir ve ikincisi de acındırma sözüdür. Bu ikisiyle zikir, kötü bid'atlardandır.Başarı Allah'tandır! Allah, peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam etsin.


Tags: