Mürted olmaya neden olan vesveseler

(7654) no'lu fetva: (Bölümün numarası 2; Page No. 200) Soru: Siz kıymetli hocalarımdan, soracağım soruları daha iyi anlayabilmeniz için gönderdiğim mesajın tamamını okumanızı rica ediyorum. Bir kimse -Allah korusun- ne zaman mürted olur? Sorduğum soruyu garipseyebilirsiniz, ancak beni çok ciddi anlamda karmaşıklığa sevkediyor. Bazen, yapmış olduğum veya sarfettiğim sözlerden dolayı, yaptığım bu hareketlerin -Allah korusun- küfre delalet ettiği vesvesesi beni kapılıyor. Buna rağmen, kalbimin imanla dolu olduğunu ifade etmek istiyorum. Az önce de dediğim gibi bu tür vesveseler, bir işe başladığımda veya başlamak istediğimde ortaya çıkıyor ve beni endişelendiriyor. Örneğin, bir kişi veya bir kaç kişiyle oturup konuşmak istediğim zaman, söylemek istediğim cümleyi daha henüz söylemeden, bu cümlenin küfre delalet ettiği şüphesi beni kaplıyor ve ben kekeleyip, söylemek istediğim sözü sarfetmede tereddüt yaşıyorum. Bazen de, bu sözü söyleme veya söylememe hususunda nefsime müracat etme fırsatı dahi bulamıyorum. İçinde bulunduğum bu sıkıntıdan dolayı, konuşmama devam ederken, inkarı kasdetmediğim halde karşı konulamaz bir şekilde -Allah korusun- küfür sözleri sarfediyorum. Bu sözleri sarfettiğim an, küfre girip girmediğim konusunda şüphe duymaya başlıyorum. Şüphe ve vesveselerimi arttıran diğer bir husus ta, kelimeyi sarfetmeden önce farkında olmamdır. Bu durumda, küfre zorlanan kimseyle aynı durumda olurmuyum? Tabi, kendileriyle birlikte oturup sohbet ettiğim kimselerin gözleri bende ve konuşmama devam etmemi bekliyorlar. Daha sonra bunun sudan bir mazeret olduğunu anlıyorum, şüphelerim giderek artıyor ancak, buna rağmen her türlü işkenceye maruz kalsam bile bu dini asla terkedemeyeceğim bilincine varıyorum. Bu konuşma esnasındaki durumum nasıldır? Hakikaten beni rahatsız eden ve uykularımı kaçıran bu duygu çok gariptir. Bu şüphelerden kurtulmak için gayret ettiğim zaman buna güç yetiremiyorum ve bu vesveseler tekrar ortaya çıkıyor. Şimdi, İslam'a yeni giren bir kimse gibi gusül yapmam gerekir mi ?, Bunu yapmadan kıldığım namazlar sahih olur mu? -Allah korusun- mürted olan kimsede olduğu gibi daha önce yapmış olduğum salih amellerin tamamı iptal edilir mi? Örneğin, eda etmiş olduğum Hac farizesini tekrar iade etmem gerekir mi? Bende meydana gelen diğer bir durum da, sıkıntı ve öfke sırasında kendimi, söyleyemeyeceğim belli fikirlere doğru hızla aktığımı farketmemdir. Sonra fazla duraksamadan durumu farkedip sinirlerime hakim oluyor ve bu tür düşüncelerden kurtulmak için çaba sarfediyorum. Bu yaptıklarım -Allah korusun- küfür sayılır mı? (Bölümün numarası 2; Page No. 201) Söylemek istediğim diğer bir konu da, okumuş olduğum bir hadisin manasına göre: Müslüman bir kimse din kardeşini tekfir ederse, küfür o ikisinden birisine döner. Acaba, hadisin anlamı: Müslüman bir kimse herhangi bir kişiyi tekfir ederse o kimse kafir olur. Yani: Bu kimsenin durumu tamamiyle mürted kimsenin durumu gibidir." şeklinde midir? Mesela; bu kimsenin kafir olduğu bilincine bunu açıkça söylemesem doğru olur mu? Diğer bir sorum da şudur: Uğursuzluk muskasına, tırnakların yere atılmasının uğursuzluğu gibi hurefelere inanmak küfrü gerektirir mi? Buna inanan kimsenin, Allah resulü'nün getirdiği risalete tamamıyla inanan mümin ve müslüman bir kimse olması durumu değiştirir mi? Tevbe edip buna inanmayan kimsenin durumu, yeni müslüman olmuş kimsenin durumu gibi olur mu? Yani: Gusül v.b. temizlikleri yapması gerekir mi? Tekrar sormak istiyorum, Kendimle ilgili duyduğum bu şüphe ve vesveseler dolayısıyla, bazen saatlerce bu durumu düşünüp nasıl kurtulabileceğim konusunda kafa yorduğumu da göz önünde bulundurarak, işlediğim günahların çokluğu ne kadar olursa olsun, bu günahlardan dolayı sorguya çekilecek miyim? Mesajımı daha fazla uzatmak istemiyorum ve şu ana dek sormuş olduğum soruları özetleyecek olan şu soruyu dikkate almanızı istiyorum. Bir kimse ne zaman mürted olur? "Mürted olan insanlar nasıl tanınır" sorusunu sormak istemiyorum. Sormak istediğim soru; kişi, -Allah korusun- mürted olduğunu nasıl anlayabilir? Bir de, mürted olan bir kimse islam'a tekrar geri dönmek isterse, irtidat dönemi süresince cünüp olmasa bile, yeni müslüman olan bir kafir gibi gusül yapması gerekli midir? Diğer bir soru da: Hac ibadeti, irtidat durumu hariç ömürde bir defa eda edilen bir ibadettir. Müslüman'ın ikinci bir defa hac yapmasını gerektirecek başka durumlar var mıdır?


Cevap: Öncelikle: İslam'ı geçersiz kılan bir çok sebep vardır. Alimler, "Mürtedlerin hükmü" bahsinde bunu beyan etmişlerdir. Bunlardan birisi: Mürted olduktan sonra tekrar İslam'a dönen bir kimsenin, irtidat öncesi müslüman olduğu dönemlere ait işlemiş olduğu salih amelleri boşa gitmez. Allah tealanın şu sözü bunun kanıtıdır. Sizden kim, dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar. (Bölümün numarası 2; Page No. 202) Allah (c.c.), amellerin geçersiz sayılmasını kişinin küfür üzere ölmesine bağlı kılmıştır.İkinci olarak: Bir kimse, nefsi düşünceler ve şeytani vesveselerden dolayı sorgulanmaz. Akide ve inancı sağlam ise bu sebeplerden dolayı dinden çıkıp mürted olmaz. Peygamber'in (s.a.v.) şu sözü bunun kanıtıdır: Allah, ümmetimi, içinden geçirdiklerinden ötürü sorumlu tutmaz. Hadisin sıhhati üzerinde ittifak edilmiştir. Üçüncü olarak: Sende meydana gelen bu kötü düşünce ve vesveseleri yok et. Şeytanın vesveselerinden Allah'a sığın. Allah'a ve resulü'ne iman ettim de. Günlük zikir ve Kur'an okumalarını arttır. Salih insanlarla sürekli birlikte olmaya gayret et. Psikoloji ve sinir doktoruna gidip tedavi ol. Gücün yettiği kadar Allah'tan kork. Sendeki keder ve üzüntüyü kaldırması için, sana isabet eden her musibette rabbine dayan. Allah teala şöyle buyurmuştur: Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder.(2)Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur. Yüce Allah'tan senin için şifa diliyoruz.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: