Kur'ân'dan dört ayet içeren kağıt parçası

(Bölümün numarası 3; Page No. 121) (5730) no'lu fetva: Soru: Medine-i Münevvere'de posta adresime adı belli olmayan bir şahıstan bir mesaj geldi. Bu mektubu bu mesajımın ekinde göreceksiniz. Ayrıca göreceğiniz üzere bu mektupta, giriş kısmında, önünden de ardından da hiçbir batılın gelemeyeceği Kur'ân-ı Kerim'den dört ayet-i kerime bulunmaktadır. Bundan sonra mektubu gönderen şahıs, bu mektubu çoğaltıp yapabildiğince çok kişiye dört gün içerisinde gönderen kimsenin muazzam ayrıcalıklara sahip olacağını beyan etmektedir. Bununla ilgili olarak da söylenen şekilde yapan kimselerin eriştikleri hayırlara dair çok sayıda örnek zikremtiştir. Bunun yanında bu işi önemsemeyip ihmal edenlerin başına gelen musibetlere dair çeşitli örnekler vermiştir. Muhterem hocam, Kur'ân-ı Kerim'i her durumda koruyup muhafaza etmemiz ve hayatta tatbik etmemiz gerektiğini biliyorum. Fakat hayrın da şerrin de Allah'ın elinde olduğunu, Allah'ın yazdığından başkasının insanın başına gelmeyeceğini bildiğim halde bu mektubu gönderenin ifade ettiği şekilde mektubu yayanların elde edecekleri hayır, ihmal edenlerin de maruz kalacakları kötülükle zihnimi kurcalamaktadır. Hatırladığım kadarıyla bir kaç yıl önce bazı kimseler Şeyh Ahmed adında (Bölümün numarası 3; Page No. 122) Mescid-i Nebevi'nin kapı görevlilerinden birinden olduğunu iddia ettikleri bir mektubu elden ele dolaştırıyorlardı. İşin hakikatini o zamanlar gazetelerde izah edip hükmünü açıklamıştınız. Bu mektubu da tarafınıza bu sebeple, görüşünüzü beyan etmeniz ve beni aydınlatmanız için gönderdim. Allah hem İslam adına hem de müslümanlar adına sizleri en hayrlı olanla mükafatlandırsın.


Cevap: Kur'ân'dan bazı ayetlerin yazılması veya okunmasına mukabil olarak dünyada veya ahirette sevap kazanılacağına veya cezaya maruz kalınacağına dair hususlar ilmi yalnızca ait meselelerdendir. Çünkü bu gibi hususlar, yalnızca Allah'ın bildiği gaybi sırlardan olup Allah'tan tevkifi yolla veya Resûlullah'a (s.a.v.) vahiyle bildirilmeden üzerinde konuşulması hiç kimse için caiz değildir. Ne Allah'ın kitabında, ne de Resûlullah'ın (s.a.v.) sünnetinde söz konusu -soruda yer alan- ayetlerin yazılmasına, başkalarına gönderilmesine ve elden ele dolaştırılmasına dair hiçbir şey varid olmamıştır. Ayrıca bu ayetleri yazan ve gönderenlerin alacakları uhrevi ecir ve sevabın ne olduğuna; belalardan korunma, zenginlik, işlerinin kolaylaşması, sıkıntıların giderilmesi gibi dünyadaki karşılığına ilişkin hiçbir şey Kur'an'da ve sünnette bulunmamaktadır. Tıpkı bunun gibi bu ayetleri yazmayanların ölüm, fakirlik, kaza, afet vb. kötülüklere maruz kalacağına dair de bir şey varid değildir. Bu ayetleri yazıp gönderenler için bir mükafat belirleyen, bunun bir vakit tayininde bulunan kimseler gaybı taşlayarak, desteksizce konuşmaktadırlar. Allah hakkında ilimsizce söz söylemektedirler. Allah te'âlâ bunu yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. Allah teala bir diğer ayette şöyle buyurmuştur: De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır. (Bölümün numarası 3; Page No. 123) Bu suretle bilinmiş olmaktadır ki böyle bir şeyi yaymaya davette bulunmak, bununla ilgili belli bir sevap veya ceza bulunduğunu ifade etmek, böyle bir fiile girişen kimsenin Allah azze ve celle'den cezayı hak ettiği münker bir eylemdir. Ayrıca idareciler tarafından da dinde Allah'ın izin vermediği şeyleri ihdas etmekten alıkoymak, hem o kişiyi hem de başkalarını caydırmak amacıyla cezalandırılmayı hak eder.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: