İslam'a hizmette dört imamın rolü

İslam'a hizmetinde dört imamın rolü. (7595) no'lu fetva: Soru: Kendileri hakkında soru sorulan kimseler: İmam Şafii, İmam Ebu Hanife, İmam Malik ve İmam İbn Hanbel'dir. (Bölümün numarası 5; Page No. 71) Birinci olarak: Bunlar nerelidir ve ne derece faydalı olmuşlardır? Bunlar âlimler midir, yoksa imamlar mıdır?.İkinci olarak: İslam'ın öğretilmesinde hangi rolü oynamışlardır?Üçüncü olarak: Onlar, islam akidesi hakkında yeterli bilgiye sahip olmaları yönüyle saygıya layık mıdırlar?Dördüncü olarak: Onlardan birine kavli ve ameli olarak tabi olsam, doğru yoldan ayrılan bir kimse mi sayılırım?Beşinci olarak: Bazen görüşlerinde ihtilaf ettiklerini görürsün. Bu durum nasıl değerlendirilir?Altıncı olarak: Onlara yahut onların yöntemlerine söven kimseye ne yapılır?


Cevap: Hamd, yalnız Allah'adır, salât ve selâm onun resulüne, âilesine ve sahabesine olsun.Birinci olarak: Ebu Hanife: Teymullah b. Sa'lebe oğullarının azatlısı, Numan b. Sabit et- Teymi'dir. Hicri 80 yılında doğmuş ve 150 yılında vefat etmiştir. İmam Malik: İbn Enes b. Malik b. Ebi Amir el-Hımyeri el-Asbahı'dir. Hiciri 93 yılında doğmuş ve 179 yılında vefat etmiştir. Şafii: Muhammed b. İdris b. Abbas b. Osman b. Şafi' el- Kureşi el- Muttalibi'dir. Hicri 150 yılında doğmuş ve 204 yılında vefat etmiştir. İbn Hanbel: Ahmed b. Muhammed b. Hanbel b. Hilal b. Esed eş-Şeybani Ebu Abdilleh el- Mirvezi el-Bağdadi'dir. (Bölümün numarası 5; Page No. 72) Hicri164 yılında doğmuş ve 241 yılında vefat etmiştir. Allah onlara rahmet etsin.Bu büyük şahsiyetler İslam'da neşet etmişlerdir ve asırların en hayırlısında yaşamışlardır. O üç asır ki, Peygamber (s.a.v.) onu en hayırlı asırlar olarak nitelemiştir. Onlar küçük yaştan itibaren ilimle meşgul olmuşlar ve Allah'ın kitabını, Resûlü'nün (s.a.v.) sünnetini, Raşid halifelerin ve diğer sahabelerin (r.a.) hayatlarını, kendilerinden öncekilerin ve aynı asırda yaşayanların tarihlerini islam ümmetinin en seçkinlerinden okumuşlar ve onlardan islami ilimleri tahsil etmişlerdir. Bu konuda güçleri oranında ictihat etmişlerdir. Ta ki, bu konuda maharet kazanmışlar ve önde gelen âlimlerden, ilim ve tebliğ yönünden peygamberlerin varisleri ve nasihat, irşad ve emri bil ma'ruf ve nehyi anil münker yönünden ümmet için hidayet imamları olmuşlardır.İkinci olarak: Yukarıda geçenlerden ortaya çıkmıştır ki, onlar islama hizmette, yani islami ilimleri tedriste, usül ve füru olarak hükümlerini anlamada, Allah Te'âlâ'nın kitabı ve resûlü'nün (s.a.v.) sünneti olan sahih kaynağından ve saf membaından hüküm çıkarmada önemli bir rol oynamışlardır. Aynı zamanda müslümanlar arasında islami ilimlerin yayılmasını sağlamışlar, ümmet dini ve dünyevi işlerinde onlardan faydalanmışlar, ilim ve ahlak yönünden kültürlerinde ilerlemişler ve hayat onlar için yaşanılır hale gelmiştir. Böylece iman, ihlas yönünden ve hikmet, güzel öğüt ve en güzel şekilde mücadele ile, emri bil ma'ruf nehyi anil münker yönünden insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olmuşlardır. Allah onlara bol rahmetiyle rahmet etsin , islam ve müslümanlardan onları en hayırlı mükafatla mükafatlandırsın. (Bölümün numarası 5; Page No. 73) Üçüncü olarak: Allah'ın onlara verdiği ilim, hidayet ve nasihat ve irşad olarak, yönetici ve yönetileniyle ümmetin yönetiminde onlara nasip ettiği güzel yönetimle ve onlara adaletinden ve iyiliğe iyilikle karşılık vermek üzere mükafat olarak, Allah Te'âlâ'nın onlara hazırladığı mekamlara onları yerleştirmesiyle saygı ve hürmete layık idiler. Zira kim insanlardan kendisine iyilik yapana teşekkür etmezse, Allah'a da şükretmez. Allah Te'âlâ'nın nezdinde, onlar için hazırladığı şeyin, makamların en yücesi ve en büyük mükafat olmasını dileriz. Bize beyan ettikleri doğru akideler, sahih hükümler ve bize bıraktıkları büyük miras ve faydalı ilim sebebiyle, mükafatların en hayırlısı ile karşılık vermesini Allah'tan niyaz ederiz.Dördüncü olarak: Hidayet ve ilim imamlarından bu âlimler ve benzerleri, kendilerine verilen anlayış kuvveti, yorum genişliğiyle beraber, şeri maksatları anlama ve çözme ve onun sırlarına vukufiyete rağmen, onlar masum değildirler. Bilakis onlardan her biri hata da edebilir ve isabet de edebilir. Onlar bunu itiraf etmişler, kendileri aleyhine de olsa kabul etmişler ve bunu insanlara duyurmaktan da çekinmemişlerdir. Onlardan her biri ve benzerlerinin sözlerinin alınabileceğini ve reddedilebileceğini insanlara beyan etmişlerdir. Delil ancak Allah'ın kitabında ve Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sahih sünnetindedir. Hakkı teslim etmek ve işi tam yerine koymak için bunun söylenmesi gerekir. (Bölümün numarası 5; Page No. 74) Buna göre, -eski ve yeni- onların dışındakilerden kimin fikri açık, şeriatın naslarını bilen, onun maksatlarına vakıf ve delillerinden hüküm çıkarmaya kadir ise, hükümlerin kaynakları ve delillerinde ictihat etmesi vacip olur ve ortaya çıkan hükümlerle amel etmesi gerekir. Başka bir müctehidi taklit etmesi onun için caiz değildir. Fakat Allah'ın, hak yoluna ve doğruyu anlamaya kolaylaştırması ümidiyle, o seçkin büyüklerin bıraktığı ilmi mirastan yararlanabilir.Bundan aciz olan kimse ise, onlardan birine taassup göstermeden, bu imamlardan ve benzerlerinden bir müctehidi taklit eder. Bu konuda bizden bir fetva yayınlanmıştır ki metni şöyledir:Kitap ve sünnetten hüküm çıkarmaya ehil olur ve buna gücü yeterse, -geçmiş islam alimlerinden miras olarak aldığımız fıkhi mirasın yardımıyla da olsa- kendisi onunla amel eder, anlaşmazlıkları onunla çözer ve fetva isteyene onunla fetva verir. Buna ehil değilse, zamanındaki ilim ehlinden güvenilir olanlara sorması yahut onların kitaplarından hükmü öğrenmek ve soru sorma yahut dört mezhep âlimlerinden bir âlimi okuma ihtiyacı duymadan onunla emel etmek için, kendilerine güvenilen alimlerin kitaplarını okuması gerekir. Ancak insanların dört imama yönelmesi şöhretlerinden ve kitaplarının sağlamlığı, yaygınlığı ve onlara kolay ulaşımından dolayıdır. (Bölümün numarası 5; Page No. 75) Kim mutlak olarak öğrencilerin taklit etmesi vaciptir derse, o hata etmiş, katı ve genel olarak bütün öğrencilere kötü zan beslemiş ve geniş olan alanı daraltmış olur. Kim de sadece meşhur dört mezhebi taklit etmek gerekir derse, o da hata etmiş ve delilsiz olarak geniş olan alanı daraltmış olur. Ümmi için, dört imamdan bir fakihi ve Leys b. Sa'd ve Evzai gibi diğer fakihleri taklit etme arasında bir fark yoktur.Beşinci olarak: Muhakkak beşer aklı ve onların idrakleri sınırlıdır. Onların arzuları ve eğilimleri çeşitlidir. Yetenekleri ve ilmi güçleri farklıdır. Bundan dolayı Allah Te'âlâ, insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın diye, hidayet edici mürşid olarak, müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler (salât ve selam onların üzerine olsun) göndermiştir. Bununla birlikte alimler arasında ihtilaf olmuştur. Bu ihtilaf, ya Kitap ve sünnetten delilin onlardan bazısına ulaşmış, diğerine ulaşmamış olmasından dolayıdır. Yahut kendisine ulaşan delilin nassını anlamadaki ihtilaflarından dolayıdır. Yahut onların nazarında delillerin çelişkili olmasından ve bazısını bazısına takdim etmedeki ihtilaflarından, yahut da başka sebeplerden dolayıdır. Alimler ihtilaf sebepleri kitaplarında buna geniş olarak yer vermişlerdir. İmam Ahmed b. Abdülhalim b. Teymiyye bunlardandır ki, kitabı: "Raf'u'l-Melam ani'l-Eimmeti'l-A'lam" dır. Bu konuda geniş açıklama isteyen bu kitaba ve alimlerin ihtilaf sebepleri hakkında yazılan eski ve yeni kitaplara müracaat etsin. (Bölümün numarası 5; Page No. 76) Altıncı olarak: Bu âlimlerin fazileti, yüce makamı, islamda sadakatının önceliği, ümmete olan büyük hizmeti sabit olduktan sonra, bilinmelidir ki, kavmin ileri geleni her zaman hedeftedir. Nebiler ve peygamberler, doğruluklarına, kadir ve kıymetlerinin büyüklüğüne, mutedil olmalarına ve insanlara merhametlerine rağmen, kavimlerinin eziyetlerinden salim olmamışlardır. Burada bir tuhaflık yoktur, sel yüksek mekana savaştır. Kim bu büyük âlimlere söverse kendisine kötülük etmiş olur. Onun üzerinde cinayet suçu vardır. Sonra acil olarak yahut gecikmeli olarak mutlaka cezasını görecektir. Allah haddi aşanları gözetlemededir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ın elindedir.Başarı Allah'tandır! Allah, peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam etsin.

Tags: