İçeri giren için ayağa kalkmak ve onunla öpüşmek

(Bölümün numarası 1; Page No. 227)  Allah’tan Başkasını Yüceltmek (Bölümün numarası 1; Page No. 228) (2294) Numaralı fetva Soru: İçeri giren kişi için ayağa kalkmanın ve onunla öpüşmenin hükmü nedir?


Cevap: Öncelikle: İçeri giren kişi için ayakta durmakla ilgili, Şeyhülislam İbn Teymiyye'nin şer'i delillerle açıklanmış, ayrıntılı bir cevabı bulunmaktadır, maksada kafi olduğu için onu aktarmayı uygun bulduk. İbn Teymiyye (r.a.) diyor ki: Selefin, Hz. Peygamber ve Hulefa-yı raşidin döneminde -pek çok insanın yaptığı gibi- onu her gördüklerinde ayağa kalkma adetleri yoktu. Enes bin Malik anlatıyor: İnsanlara Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den daha sevgili bir insan yoktu, bununla birlikte -hoşlanmadığını bildikleri için- onu her gördüklerinde ayağa kalkmazlardı. Ancak dışardan gelen için-onu karşılamak amacıyla- ayağa kalktıkları olurdu. Peygamber (s.a.v.)'in İkrime (radiyallahu anh) için ayağa kalktığına dair rivayette olduğu gibi.. S'ad b. Muaz geldiğinde de, :" Büyüğünüz için ayağa kalkınız" buyurmuştu. Sad b. Muaz, (Beni Kurayza onun hakem olması koşuluyla kalelerinden çıkmıştı) Beni Kurayza hakkındaki hükmünü vermek üzere gelmiş bulunuyordu. (Bölümün numarası 1; Page No. 229) İnsanlara yakışan, selefin Hz. Peygamber (s.a.v.) dönemindeki adetlerine uymaktır zira onlar en hayırlı kuşaktır, sözün en hayırlısı Allahın sözü, yolların en hayırlısı, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) in yoludur. Hiç kimsenin, mahlukatın en hayırlısı ve kuşakların en hayırlısının yolunu bırakıp, onların daha aşağısında olanların yolunu takip etmemesi gerekir. Kendisine itaat edilen kişilerin de, mu'tat karşılamalar haricinde, kendisi için ayağa kalkılmasını kabul etmemesi gerekir. Yolculuk v.b. den gelenleri karşılamak amacıyla kalkmak ise, güzel bir şeydir. Eğer insanların, dışardan gelene ikramen ayağa kalkmak gibi bir adetleri varsa ve bu kişiye ayağa kalkılmadığı takdirde, kendisine haksızlık edildiğini veya değer verilmediğini düşünmesi söz konusuysa ve insanlar bu konudaki sünnetten habersiz iseler, bu durumda ayağa kalkmak daha doğru olur. Arayı bozmamak, kin ve düşmanlığa sebebiyet vermemek için böylesi daha uygundur. Selefin, sünnete uygun olan bu konudaki adetini bilene ise ayağa kalkmaz, bu o kişiye bir sıkıntı vermez. Ancak bahsettiğimiz ayağa kalkma, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu hadisinde: Her kim, erkeklerin, saygı amacıyla, kendisi için ayağa kalkmasından hoşlanırsa,ateşteki yerine hazırlansın. zikredilen ayakta durma değildir, zira hadiste zikredilen, kişi otururken insanların onun için ayakta dikilip beklemesidir, geldiği için ayağa kalkmaları değil.. Bu sebeple, şu iki ifade arasını ayırmışlardır: ( Kumtü ileyh: Onun için ayakta durdum. Kumtü leh: Onun için ayağa kalktım.) Dışardan gelen için ayağa kalkan onunla eşit durumdadır, ancak oturana karşı ayakta duranlar için aynı eşitlik söz konusu değildir. Müslim'in Sahih isimli eserinde şu rivayet vardır: ] Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hastalığından dolayı onlara oturarak namaz kıldırdığı zaman,onlar ayakta namazı kılınca, oturmalarını emretti ve : Acemlerin birbini yücelttiği gibi beni yüceltmeyin dedi. (Bölümün numarası 1; Page No. 230) Büyükleri otururken kendileri ayakta duran acemlere benzememek için, Hz.Peygamber (s.a.v.) kendisi otururken sahabenin ayakta namaz kılmasına onay vermedi. Bütün bunların özeti şudur ki: En uygun olan, selefin adet ve ahlakına uymak ve imkan nisbetinde bunun için çaba sarfetmektir. Kim buna (insanlar için ayağa kalkmak) inanmaz ve doğru adetin bu olduğunu düşünmezse ve insanların alışkın olduğu saygı davranışlarını terketmesinde ağır basan bir fesat ve kötülük söz konusuysa, bu durumda, iki şerden hafif olanı tercih eder, iki hayırdan büyük olanı tercih etmek gerektiği gibi.. Şeyhülislamın sözü burda bitti. Konunun daha iyi anlaşılması için, Buhari ve Müslim'de geçen Ka'b b. Malik kıssasını anlatmakta yarar var. Ka'b bin Malik ve iki arkadaşı affedilip te, Ka'b mescide gelince Talha bin Ubeydullah ayağa kalktı, ona doğru koştu, selamladı ve affedilmesini tebrik etti. Hz.Peygamber (s.a.v.) bu durumu yadsımadı, bu da, içeri giren kişi içen ayağa kalkıp onu karşılamak, musafaha etmek ve selam vermenin caiz olduğunu gösterir. Yine bu kabilden olmak üzere: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kızı Fatıma'nın yanına girdiği zaman, Fatıma kalkar, efendimizin elinden tutar ve onu kendi yerine oturturdu. Aynı şekilde, Fatıma efendimize gelince, efendimiz kalkar, onun elinden tutar ve kendi yerine oturturdu. Tirmizi bu hadisin "Hasen" olduğunu ifade etmiştir. İkinci olarak: Öpüşmeye gelince; bunun meşruiyetine delalet etmek üzere, Hz. Aişe (radiyallahu anha)'dan şu rivayet yapılmıştır: Zeyd bin Harise (Bölümün numarası 1; Page No. 231) Medineye geldi, Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) de benim evimdeydi, bize geldi, kapıyı çaldı, Rasulullah (s.a.v.) çıplak bir vaziyette elbisesini çeke çeke kalktı, (vallahi, efendimizi ne daha önce ne daha sonra öyle çıplakken gördüm) onunla kucaklaştı ve onu öptü. Bu hadisi Tirmizî rivayet etmiş olup "Hasen" olduğunu ifade etmiştir. Hadiste geçen "çıplak" tabiri, üzerinde peştemaldan başka kıyafet olmadığı anlamına gelir. Bu hadis, dışardan gelen kişiye karşı bu davranışın caiz olduğunu göstermektedir. Ebu Hureyre (radiyallahu anh) rivayet ediyor: Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasanı öptü, Akra' bin Hâbis dedi ki: Benim on çocuğum var, hiç birini öpmedim! Efendimiz buyurdular ki: Merhamet etmeyene merhamet edilmez! (Hadis üzerinde ittifak edilmiştir) Bu hadis, şefkat ve merhamet babından öpmenin meşru olduğunu gösteriyor. Günlük karşılaşmalardaki öpüşmelere gelince, bunun meşru olmayıp, tokalaşmayla yetinilmesi gerektiğine dair rivayetler vardır. . Katade (radiyallahu anh) rivayet ediyor: Enes'e dedim: Rasulullahın ashabı musafaha eder miydi? Evet, dedi. . (Buhari) . Enes (radiyallahu anh) rivayet ediyor: Yemenliler gelince , Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: Yemenliler geldi, musafahayı ilk defa onlar yapmıştır. . ( Ebu Davud Sahih isnad ile rivayet etti) . Bera' (radiyallahu anh)dan: Rasulullah (s.a.s.) dedi ki: İki müslüman karşılaşır da musafaha ederlerse, daha birbirlerinden ayrılmadan günahları bağışlanır. . (Bölümün numarası 1; Page No. 232)  (Ebu Davud) Ayrıca Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî (Tirmizi sahih olduğunu ifade etmiştir) . Enes (radiyallahu anh) rivayet ediyor: "Bir adam: Ey Allah'ın elçisi! Bizden birisi (müslüman) kardeşi veya arkadaşı ile karşılaştığında onun için eğilir (başını ona eğer) mi? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Hayır,buyurdu.Adam: Peki onunla kucaklaşıp onu öpebilir mi? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Hayır, buyurdu.Adam: Peki elinden tutup tokaşabilir mi? diye sordu.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Evet, buyurdu." . (Tirmizî) . (Tirmizi, bu hadisin "hasen" olduğunu söylemiştir, . ancak isnadı zayıftır, çünkü Hanzala Es-Sedusi ravileri arasında bulunmaktadır ki ehl-i hadis onun zayıf olduğunu kabul eder. Belki de Tirmizi . konuyla ilgili diğer rivayetleri dikkate alarak hadisin "hasen" olduğunu ifade etmiştir). Bu hadisi ayrıca, Ahmed b. Hanbel, Nesai, Tirmizî ve başkaları "sahih isnat" larla rivayet etmişlerdir. . Tirmizî, . Safvan b. Assal'dan "sahih senet" le rivayet etti ki: İki yahudi, Peygamber (sallahu aleyhi ve sellem)'e "dokuz apaçık ayet" in ne olduğunu sordular. Peygamber sorularını cevaplayınca, ellerini ve ayaklarını öptüler ve : Senin peygamber olduğuna şehadet ederiz dediler. . . Taberani "ceyyit bir senet" le Enes (radiyallahu anh)'dan rivayet etti: Sahabiler birbirleriyle karşılaştıkları zaman selâmlaşır, seferden geldikleri zaman ise kucaklaşırlardı. Allame İbn-i Müflih (Adab-ı Şer'iyye) isimli kitabında zikretti. Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: