Gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez

Gaybın anahtarları beş'tir Beşinci soru, (4910) no'lu fetvadan: Soru 5: Allah (c.c.) şöyle buyurmaktadır: Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır. Bu ayetin içeriğinde Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur: rahimlerde olanı O bilir. Bu ayetle ilgili benimle arkadaşlarım arasında büyük münakaşalar meydana geldi. Birisi bana şöyle dedi: Günümüz doktorları ve modern bilim, kadının rahmindeki çocuğun kız mı yoksa erkek mi olduğunu ultrasyon aracılığıyla bilebilmektedirler. Kendisine, Allah (c.c.): rahimlerde olanı O bilir. buyuruyor dedim. Ayetin anlamına göre: Bilim, rahimlerde ne olduğunu keşfedememiş midir? Yoksa ayetin başka bir açıklaması var mıdır?


Cevap 5: Sahih hadislerde de belirtildiği üzere, gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez. Bunlar, konuyla ilgili sorulan ayette zikredilen şeylerdir. Örneğin, İmam Buhari' nin Abdullah b. Ömer'den (r.anhuma) rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez. Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır. İmam Buhari'nin İbn-i Ömer'den (r.anhuma) aktardığı diğer bir rivayette Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Gaybın anahtarları 5 tanedir (dedi) ve (şu ayeti) okudu: Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Bu hadisi imam Ahmed İbni Ömer'den ve İbn-i Mesud'tan aynı manayla rivayet etmiştir. (Bölümün numarası 2; Page No. 175) Ayetin anlamını teyit edici bazı hadisler farklı yollarla rivayet edilmiştir. Ayetin manası şöyledir: Şüphesiz Allah (c.c.) kıyametin ne zaman kopacağı bilgisini kendisine ayırmıştır. Ondan başkası bilemez. Bunu ne mukarreb bir melek ne de gönderilmiş bir peygamber bilemez. Ancak, Allah (c.c.) kıyametin alametlerinden haber vermiştir. Yağmurun ne zaman ve nerede yağacağını Allah'tan başkası bilemez yalnız, tecrübe sahibi kimseler belirtileri ortaya çıktıktan sonra bilebilirler. Bazı araçlar vasıtasıyla yaklaşık olarak veya genel anlamda bir bilginin oluşması, bir çeşit tahmin neticesi verir ve çoğu kez yanıltıcı olur. Rahimlerde neyin olduğunu, yaratılmış olup olmadığını, gelişim sürecini, süresini tamalayana kadar rahimde kalıp sağlıklı olarak doğup doğmayacağını veya öncesinde diri mi yoksa ölü olarak mı düşük olacağını da sadece Allah (c.c.) bilebilir. Aynı şekilde, başka kimselerden bilgi edinmediği, tecrübe ve sebeplere bağlı olmadan başına gelen afetleri de O bilir. Allah (c.c.), kişinin başına gelecek olaylar daha henüz gelmeden ve sebepler oluşmadan önce bilir. Çünkü, sebepleri takdir ve icat eden kimsede, değişmeyen ve zamanı gelince vuku bulan olayların bilgisi vardır ki O'da Allah'tır. (c.c.) Bazen kullar, rahimlerdeki ceninin kız veya erkek olduğunu, sağlıklı veya hastalıklı olduğunu, doğumunun yakın olduğunu veya daha süreç bitmeden düşük yapma ihtimali olduğunu bilebilir. Ancak bu bilgiler, Allah'ın bu kimseleri ultrasyon ve benzeri araçları kullanmaya muvaffak kılmasıyladır. Kendi kendine veya sebepsiz meydana gelmiş değildir. Bu da, Allah'ın (c.c.) meleklerine cenine şekil vermelerini emir buyurduktan sonra olabilir. Yani, kulların bilgisi rahimlerdeki her dönemi kapsamamaktadır. Tam aksine genel bir bilgiye sahiptir ve bazen hata etme ihtimalı da vardır. Hiç kimse, dini ve dünyası için yarın neyi kazanacağını bilemez. Bu da Allah'ın, bilgisini sadece kendisine ayırdığı bir husustur. Bazen insanlar, Allah'ın kendilerine bahşettiği umut ve çalışma gayretiyle, veya korku ve isteksizlik sebebiyle, içinde bulundukları ortam ve onları kuşatan hayat şartlarına bağlı olarak, gün içerisinde edineceği kar veya zarar beklentisi içerisinde olabilirler. Bütün bunlar ilim sayılmazlar. Aynı şekilde hiç kimse denizde mi yoksa karada mı, kendi memleketinde mi yoksa başka bir şehirde mi veya nerede öleceğini bilemez. Bütün bunların ayrıntısını sadece Allah (c.c.) bilir. Allah'ın kemal ilmi, gizli ve açık, işlerin iç yüzünü ve dış yüzünü her anlamda kuşatmıştır. (Bölümün numarası 2; Page No. 176) Sözün özü: Allah'ın kendinden var olan ilmi, sonradan kazanılmış veya belli sebep ve tecrübelere bağlı bir ilim değildir. O, geçmiş ve gelecekte olacakları bilir. Allah'ın ilmini, belirsizlik şüphesi lekeleyemez ve takdir ettiği her şey mutlaka gerçekleşir. Ve O, kainattaki değerli veya değersiz her şeyi ayrıntılarıyla beraber ilmiyle kuşatmıştır. Allah'tan başka hiç kimse bu konuma sahip değildir. Allah kendisinden yardım istenendir.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.


Tags: