Göklerin ve yerin Resûlullah için yaratıldığını söylemek ve Resûlullah'ın kabir toprağından (teberrükte bulunmak) bereket ummak hükmü

(Bölümün numarası 3; Page No. 14) (4244) no'lu fetva: Soru: Değerli kardeşlerim, Allah'ın habibi Muhammed Mustafa (s.a.v.) ile ilgili beni şaşırtan bir soru hakkında gönlümü aydınlatmanızı istirham ediyorum. Kardeşlerim, bazı hoca kardeşlerimin, mevlid münasebetiyle yapılan etkinliklerde şunları söylediklerini duymaktayım: Muhammed olmasaydı, gökler ve yer yaratılmazdı. Allah onu (Hz. Peygamber'i) Hz. Adem'den yıllar önce yaratmıştır. Allah güneşi Hz. Peygamber'in alnının nurundan; yıldızları dişlerinin nurundan yaratmıştır. Burada zikredemeyeceğim buna benzer birçok şey söylemektedirler. Bunlardan biri de cennetin kapısında "La ilahe illallâh Muhammedun Resûlullah" yazılı olduğudur. Bu sözler hakkında âlimlerden birine danıştım. Bunlardan bir kısmının doğru olduğunu diğer bir kısmının ise doğru olmadığını söyledi. Beni bir şaşkınlık içerisinde bıraktılar. Bunları doğru kabul edeyim mi, etmeyeyim mi ne yapacağını bilmez bir durumdayım. Çok korkuyorum ve sürekli olarak şaşkınlık yaşıyorum. Şunu da söyleyeyim; bu yıl Hz. Peygmaber'in (s.a.v.) doğumu gecesi münasebetiyle Amman'da Kur'ân eğitim merkezine o mübarek geceyi ihya etmek üzere gitmiştim. Şeyh Hazım Ebu Gazale bizlere Hz. Peygamber'in siyeri ile ilgili bir şeyler okuyordu. Sözleri içerisinde şunlara yer vermişti: Hz. Peygamber'i ziyarete her gittiğinde, kabrinin etrafına konulmuş demir pencereye gidip oradaki muhafızlara sanki tozları temizliyormuş gibi gösterip teberrükte bulunduğunu söyledi. Arkadaşlarından birinin de kendisine Hz. Peygamber'in kabir toprağından getirdiğini bu toprağın kokusunun misk kokusundan daha tatlı olduğunu anlattı. (Bölümün numarası 3; Page No. 15)  (Bölümün numarası 3; Page No. 16) Bu sözleri duyduğumda on yıllar önce başıma gelmiş bir olayı hatırladım. Arkadaşlarımdan biriyle Kıyamet Kilise'sine gitmiştim. Bu ziyaretteki maksat, eğlenmek ve yabancı Hıristiyanları rahatsız etmekti -Allah bizi affetsin-. Biz kilisedeyken rahiplerden biriyle görüştük, bize güzel bir koku getirip "Bu Mesih'in (Allah ona da peygamberimize de salât ve selam eylesin) vaftiz edildiği sudur." dedi. Nedendir bilmiyorum, zihnimde bu iki mesele birbiriyle irtibatlandı. Çok acılar hissetmiştim. Daha sonra adı geçen şeyh ve etrafındakiler zikre başladılar. Hepsi ayağa kalktı ve sıçramaya, düzensiz hareketlerle o tarafa bu tarafa salınmaya başladılar. Ağızlarından çıkan Allah kelamı bile neredeyse duyulmuyordu. Bu manzara hiç de hoşuma gitmemişti. Kuruntu ve şüpheler beni çevrelemeye başlamıştı. Acaba doğr mu yapmıştım, yanlış mı? Bu olay tüm kadir gecelerinde ve dini münasebetlerde tekerrür etti. Allah için beni irşad ediniz. Çok acı hissediyorum. Size şunu sormak istiyorum: Benim ve herhangi bir müslüman için Resûlullah'ın (s.a.v.) kabrini pencerenin iç tarafından seyretmeye müsade edilir mi? Nasip oldu ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) kabrini ziyaret ettim. Pencerenin yanında durdum ve kabre daha yakın olabilmek için bir kelebek olmayı temenni ettim. Başka bir şey değil bir tek daha yakın olabilmekti amacım. Ben inanıyorum ki kabir topraktandır ve Allah, her bir müminin kalbindedir. Her gün, her saat o mukaddes topraklara gitmeyi, Resûlullah'ın (s.a.v.) kabrini, Ravda-i Mutahhara'yı, Kabe-i Müşerrefe'yi seyretmeyi temenni ediyorum. Ancak mali imkansızlık buna engel oluyor. Allah hiçbir nefsi kapasitesinin üzerindekiyle sorumlu tutmaz.


Cevap: Öncelikle: Resûlullah (s.a.v.) için mevlid (kutlaması) düzenlemek bidattir; böyle bir şeyi ne Hz. Peygamber kendisi için yapmıştır; ne de ondan sonra gelen halifeler ve sahabeler onun için yapmıştır. Peygamber'den (s.a.v.) sahih olarak rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: Her kim işimiz (dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o işlediği şey reddolunmuştur. İkinci olarak: Bazı kimselerin, göklerin ve yerin Hz. Peygamber'den dolayı yaratılmış olduğuna, Hz. Adem'den önce yaratıldığına dair vb. sözleri tamamıyla gerçek dışıdır, sahih değildir. Bununla birlikte Hz. Peygamber (s.a.v.) peygamberlerin efendisi ve insanların en faziletlisidir. Fakat ne Allah'tan, ne de peygamberinden ve ne de sahabeden gelerek sabit olmamış bir şeyle onu vasfetmek caiz değildir. Üçüncü olarak: Bir kimse Resûlullah'ı (s.a.v.) ziayeret ettiğinde kabrine gelir, ona ve iki sahabesi Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer'e (r.a.) selam verir ve bundan sonra dua okumak için durmaz. Teberrük için pencereye tutunmaz. Çünkü bu fiiller bidattir. (Bölümün numarası 3; Page No. 17) Dördüncü olarak: Bir kişinin size Hz. Peygamber'in (s.a.v.) kabrinden toprak iddiası yalan bir iddiadır. Çünkü Hz. Peygamber'in kabrinin toprağından herhangi bir şey almak kesinlikle mümkün değildir. Şayet böyle bir şeyi yapabilse de o toprakla teberrükte bulunmak meşru değildir. Çünkü böyle bir fiilin hiçbir aslı yoktur ve sahabeler tarafından da yapılmamıştır. ki sahabiler kendilerinden sonrakilere nazaran Hz. Peygamber'i, onun sünnetini en iyi bilen, onu en fazla seven kimselerdir. Onlarda bizim için güzel örnekler bulunmaktadır. Allah'tan hem bizlere hem de sizlere faydalı ilim ve salih amel bahşetmesini dileriz.Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: