Cehennem, mü'minlerin asilerinden oraya girenler için geçici bir cezadır

Soru 16: "Cehennem Hastanedir" diye isimlendirdiği yakında çıkan son kitabında, cehennem'den bahsediyor, onu hastane olarak tasvir ediyor ve ahirette Allah'ın rahmetinin kafirleri de kapsadığını söylüyor. Görüşüne delil serdedildiğinde şöyle diyor: Peygamber'in (s.a.v.) şu hadisinde: Ademoğlu öldüğü zaman, amel defteri kapanır. Üç kimse bundan müstesnadır. Devamlı sadaka (sadaka-i câriye) meydana getirenler, topluma yararlı bir ilim (eser) bırakanlar ve kendisine hayır dua eden hayırlı çocuk bırakanlar. işaret edilen "ademoğlu"ndan maksat, sadece müslümandır sözü, bir sapma değil, bir görüş darlığı olarak sayılır.


Cevap 16: Cehennem, mü'minlerin asilerinden oraya girenlere göre geçici bir ceza sayılır. Kafirlere göre ise cehennem, onlar için ebedi bir cezadır. Oradan çıkarılmayacaklardır ve onların (Allah'ı) hoşnut etmeleri de istenmeyecektir. Bunun delili, 14 ve 15. soruların cevabında geçmiştir. Burada cehennem'in hastahaneye benzetilmesi hatadır. Çünkü cehennem, oraya girenler için bir cezadır. Hastahane ise, oraya giren için bir rahmettir. Orada kendisine hizmet edilir, faydalı gıdalarla beslenir ve şifa ümidiyle hastalığı tedavi edilir. Hastanın oraya girmesi, onu cezalandırmak ve eziyet etmek için değildir. Bilakis ona bir öfkeden değil, ona merhametten dolayı, iyilik ve tedavi maksadıyla oraya girmiştir. (Bölümün numarası 3; Page No. 492)  Soruda zikredilen hadisteki "ademoğlu"ndan maksat, kafir olarak ölen değil, müslüman olarak ölendir. Zira küfür üzere ölen kimsenin salih amelinin boşa gideceğine ve ahirette ona karşılık mükafat alamayacağına, bilakis dünya hayatında yaptıkları iyiliklerin mükafatının peşin verileceğine işaret eden deliller vardır. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: İnkar edenler var ya, onların malları da evlatları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedi kalacaklardır.(116) Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Eğer (onlar) size cevap veremiyorlarsa, bilin ki, o ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir ve O'ndan başka tanrı yoktur. Artık siz müslüman oluyor musunuz?(14) Kim, (yalnız) dünya hayatını ve zinetini istemekte ise, işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve orada onlar hiçbir zarara uğratılmazlar.(15) İşte onlar, ahirette kendileri için ateşten başka hiçbir şeyleri olmayan kimselerdir; (dünyada) yaptıkları da boşa gitmiştir; yapmakta oldukları şeyler (zaten) bâtıldır. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Rablerini inkar edenlerin durumu (şudur): Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur. Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: İnkâr edenler ateşe arzolunacakları gün (onlara şöyle denir): Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz! Allah Te'âlâ şöyle buyurmuştur: Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız). (Bölümün numarası 3; Page No. 493)  Bunda bir zulum ve haksızlık yoktur. Allah'ın, adil olan hükmü beyan ettiği gibi, amelinin boşa gitmesine sebep olan küfrü sebebiyle o, kendi kendine zulmetmiştir. Burada bir görüş darlığı da yoktur. Aksine burada, açık şeriat naslarının hidayetiyle varılan bir basiret ve hidayet nuru vardır. Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), ailesine ve sahabesine salât ve selam etsin.

Tags: