Ayetlerin yazılması ve duvara asılması

(Bölümün numarası 4; Page No. 44) Boş sayfa (Bölümün numarası 4; Page No. 45)  Kur'an-ı Kerim'e saygı göstermek. (Bölümün numarası 4; Page No. 46)  Ayetlerin yazılması ve duvara asılması (1) (2078) no'lu fetva: Soru: Abdullah Muhammed Paltu, insanları teşvik etmek için yanında, üzerinde Kur'ân ayetleri yazılı olan ve Mescid-i Nebevi, Ka'be ve Mescid-i Aksa resimleri bulunan, duvara asılan tablolar bulundurmaktadır. Bu iki senedir devam etmekte ve bir çok evde de bulunmaktadır. Heyet temsilcisinin yönlendirmesiyle gümrüğün ona el koyduğu söyleniyor. Faydasız ve mustehcen resimlerin girmesine ve çarşıların onlarla doldurulmasına nasıl müsamaha edilir de, bu diğerleri men edilir? Bunu bir gizleme, saklama ve işleri yerli yerine koymama olarak görüyorum. Bunun için yüce heyetinizin bunu görmesini ve gerekeni yapmasını rica ediyorum. Allah sizi korusun ve muhafaza etsin.


Cevap: Birinci olarak: Allah Te'âlâ Kur'ân'ı bir nasihat ve kalplerdeki hastalıklara bir şifa, mü'minlere bir hidayet ve rahmet olarak indirmiştir. Aynı zamanda insanlara bir delil, kalbini ona açanlara bir nur ve basiret olarak olarak indirmiştir ki, onu okur, onunla ibadet eder, onun üzerinde düşünür, ondan akâid hükümlerini, ibadetleri ve islami muamelatı öğrenir ve bütün durumlarında ona sığınır. Yoksa süs olsun diye duvarlarda asılmak için, ya da özellikle bid'atçılar olmak üzere çoğu kimsenin inandığı gibi yangın, hırsızlık ve benzeri şeylerden korumak ve muhafaza etmek için evlerde veya ticaret mahallerinde asılan nazarlık ve muska olsun diye indirmemiştir. Ne için indirilmişse Kur'ân'dan öyle istifade eden, Rabbinden bir beyyine, hidayet ve basiret üzerinedir. Kim, süs için veya evi, ev eşyalarını ve diğer eşyaları korumak ve muhafaza etmek için duvarlara yahut oraya asılan bir parça ve benzeri bir şey üzerine onu yazarsa, Allah'ın kitabı yahut ondan bir ayet veya bir sureyle hidayet caddesinden inhiraf etmiş ve doğru yoldan sapmış olur . Aynı zamanda Allah'ın, kavli ve ameli olarak Rasûlünün izin vermediği ve Raşid halifelerin, diğer sahabelerin (Allah onlardan razı olsun) ve Peygamber'in (s.a.v.) en hayırlı asırlar dediği üç asırdaki hidayet imamlarının yapmadığı bir şeyi dinde sonradan uydurmuş olur. Bununla birlikte, bir evden bir başkasına taşınırken, bu parçayı yığılan eşyalar arasına atmak suretiyle Kur'ân ayetlerini yahut surelerini basit görürse bu gerekmeyen bir şeydir. Yıpranmasından sonra şuraya buraya atılması da aynıdır. Müslümana düşen Kur'ân'a ve ayetlerine saygı göstermek, ona saygıda kusur etmemek ve hakir görme durumu olabileceği için onu böyle arz etmemektir. İkinci olarak: Komisyon üç tabloya muttali oldu. Birincisinin üzerinde besmele ve Allah Te'âlâ'nın şu ayeti: (Ey Muhammed!) Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir. (Bölümün numarası 4; Page No. 48)  ve: Ey Rabbim! Beni, gerek bana gerekse ana-babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın iyi işler yapmaya muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kulların arasına kat. ayetinin yazılı olduğunu gördü. Ayrıca üzerinde Ka'be'nin resmi ve metafta tavaf eden erkek ve kadın resimleri vardı. İkincisinin üzerinde besmele, Fâtiha suresi, bir dua, Allah lafzı, Muhammed'in (s.a.v.) ismi ve Raşid halifelerin (Alllah onlardan razı olsun) isimleri yazılı idi ve Mescid-i Aksa'nın resmi vardı. (1) numaralı fetvada geçtiği gibi, bu tabloların edinilmesi ve evlere, okullara, salonlara, ticaret mahallerine veya benzeri yerlere, süs olarak veya aşağıdaki sebeblerden dolayı teberrük olarak asılması caiz değildir: a) Burada hidayet, güzel öğüt, tilavetiyle kullukta bulunma ve benzeri Kur'ân'ın indiriliş gayelerinden sapma vardır. b) Peygamber (s.a.v.) ve Raşid halifelerinin (Allah onlardan razı olsun) üzerinde olduğu şeye muhalefet vardır. Çünkü onlar bunu yapmıyorlardı. Hayır, onlara uymadadır, sonradan bir şey uydurmada değildir. c) Şirk günahına engel olmak ve bundan nehyeden hadisin genel olmasından dolayı, Kur'ân'dan da olsa nazarlıklar ve muskalar gibi vesileleri yok etmek gerekir. Bu tablolar ve benzerlerinin asılmasının, asıldığı şeyin korunması için nazarlıklar edinmeye (Bölümün numarası 4; Page No. 49)  götürdüğünde şüphe yoktur. Tecrübeler ve insanların bizzat yaşantıları da bunu göstermektedir. d) Ticaretin revaç bulması ve kazancı artırması için üzerinde yazılı olan şeyle Kur'ân'ı vesile edinmeye gelince, bu bir tablodur, basit bir fiyatı vardır. Üzerine Kur'ân yazılsa tercih edilir ve fiatı artar. Kur'ân, ticaretin revaç bulması ve fiyatların artması için bir alet ve vesile edinilsin diye indirilmemiştir. Bundan kaçınmak lazımdır. e) Yine burada, bir evden bir başkasına taşınırken üst üste yığılan çeşitli ev eşyalarıyla atılarak Kur'ân ayetleri ve surelerine zarar verme ve hakaret vardır. Yine bu tablo yıprandığı zaman üzerindeki Kur'ân'la birlikte gerekli gereksiz şekilde atılmaktadır. Sonuç olarak: Şer kapısını kapamak ve peygamber'in (s.a.v.) hayırlı asır olarak nitelediği birinci asırdaki hidayet imamlarının yolu üzere yürümek, hangi şerri getireceği belli olmayan bid'atları uydurma yerine, inançlarında ve dinlerinin diğer hükümlerinde müslümanlar için daha selametli bir yoldur. Üçüncü olarak: Şirke götüren bid'atlarla hayra teşvik caiz değildir. Kur'ân'ın hakir görülmesi ve duvarlarda asılan tablolara yazılmasını ticaretin revaç bulması ve fiyatının artmasına vesile kılınması da caiz değildir. Hayra davetçi için meşru ve başarılı başka vesileler bulmak zor değildir. (Bölümün numarası 4; Page No. 50)  Dördüncü olarak: Bu tablo benzerlerinin çokluğu, uzun zamandır yaygın halde olması ve insanlardan bir çoğunun evlerinde bulunması ve çarşıların onlarla dolu olması, onu edinenin yahut ticaretini yapanın günah işlemek yahut cahilliğinden dolayı zayıflığını, dikkatsizliğini ve kayıtsızlığını gösterir. Yoksa onu edinmenin caiz olduğuna delil değildir. Bid'atçılar ve tahrif edenler çoktur. Bid'atlara karşı savunanlar daha çoktur. Güç ve kuvvet Allah'a mahsustur. Bilakis bazı insanların bir münkeri işlemesi durumunda alimlerin, onun inkarına ve ona son verilmesine karşı yardımlaşması gerekir. Bu tablolara el konulması için yönlendiren dini murakıp kendi ihtisas alanına giren işi yapmıştır. Bunun yanında umumi hale gelen münkeratın artmasına gelince bu, bilgisi ve kudreti dahilinde kötülüğü inkar konusunda başkalarının örneğidir. Yaptıkları konusunda gizli ve saklı iş yapan kimselerden sayılmaz. Bilakis ümmete övünülecek bir iyilik takdim etmiş ve kendine göre şeriatın hükümleri ve başkanlığının güzel yönlendirmesiyle, kendisine tevdi edilen görevinin gereğini yerine getirmiştir. Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: