Asrımızda yaygın olan tasavvuf tarikatlarına girmenin hükmü

(Bölümün numarası 2; Page No. 285) (5156) no'lu fetvanın birinci sorusu: Soru 1: Asrımızda yaygın olarak bulunan tasavvuf tarikatları hakkında ne diyorsunuz? Mesela, Nakşibendiyye ve Kadiriyye gibi. Bizim burada Fas'ta Geylaniyye, Ticaniyye, Harkaviyye, Vâzâniyye, Dilaiyye, Nasiriyye, Aleviyye, Kettaniyye ve bunların dışında değişik isimlerde tarikatlar vardır. Fakat virdlerine muttali olunca yaklaşık birbirine benzer gördüm. Zira bunların hepsinin sabah virdlerinde, yüz istiğfar, Peygamber'e (s.a.v.) yüz salavat, yüz kelime-i tevhid (La ilahe illellah) vardır. Akşamleyin de aynı şekilde yapmaktadırlar ve namazı vaktinde ikame ediyorlar. Bu, onlardan vird almak isteyenler için gerekli olan bir şarttır. Fakat İhvan-ı Müslimin'den bazı âlimler şöyle dediler: Kim bir tasavvuf tarikatına girerse, o dalalettedir, bid'atçıdır ve müşriktir. Çünkü ne Resûlüllah zamanında ne de sahabe (r.a.) zamanında her hangi bir tasavvuf tarikatı yoktu. Bundan dolayı zat-ı âlinizden bu konuda doyurucu bir cevap istiyorum. Çünkü "müşrik" sözü ağır bir sözdür. Zira kim Allah'a ortak koşarsa, Allah ona cenneti haram kılmıştır ve varacağı yer de cehennemdir.


Cevap 1: Genellikle tasavvufi tarikat şeyhlerinde zühd ve ibadet ağır basar. Fakat takip ettikleri metodlarda ve ibadetlerinde bid'at ve hurafeler çoktur. "Allah, Hay, Kayyum" diyerek müfred isimle Allah'ı zikir, yahut "Hu, hu, hu" gibi gaip zamirle O'nu (Bölümün numarası 2; Page No. 286)  zikir, yahut "ah, ah, ah" gibi Allah'ın ismi olmayan bir şeyle O'nu zikir gibi. Bunu da, sağa sola eğilerek, öne eğilip kalkarak, raks ederek ve buna benzer zorlayıcı hareketlerle ve yapmacık muhtelif sesler, kasideler ve alkışla, yahut zikir seslerinin hareket ve sekanatıyla kaside seslerinin uyumu için, bazen def dedikleri bir şeye vurmak suretiyle yapıyorlar. Bütün bunlar, kavli ve fiili olarak Peygamber'den (s.a.v.) rivayet edilmemiş ve Hulafa-i raşidin ve diğer sahabeden de duyulmamıştır. Bilakis bu, sonradan ihdas edilen işlerdendir. İrbad b. Sariye'den (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlüllah (s.a.v.) bize öyle bir vaaz verdi ki, kalpler titredi, gözler yaşardı. Dedik ki: “Ya Rasûlellah sanki veda edenin öğüdü gibi oldu, bize tavsiyede bulun.” Buyurdu ki: “Size Allah’tan korkmayı, başınıza bir köle de geçse kulak verip itaat etmenizi tavsiye ediyorum. Muhakkak ki sizden yaşayan biri çok ihtilaf görecek. Benim ve raşid halifelerin sünnetine sarılınız, ona azı dişlerinizle sımsıkı yapışınız. Sonradan ihdas edilen işlerden de sakının, muhakkak ki sonradan ihdas edilen her şey bid'attır ve her bid'at dalalettir. Hadisi Ebu Davud ve Tirmizi rivayet etmişlerdir ve: "hadis, hasen ve sahih bir hadistir" demiştir. (Bölümün numarası 2; Page No. 287) Soruda söylenilen istiğfar ve Peygamber'e (s.a.v.) salavatla ilgili vird adı verilen şey hakkında da durum aynıdır. Zira bu, faydalı cümleler de olsa, aslında meşru bir kurbiyet ve ibadet de olsa, ancak sabah akşam onun okunacağına dair Peygamber'den (s.a.v.) bir şey rivayet edilmemiş ve artırmaksızın ve eksiltmeksizin bu iki vakitte belirli bir sayı belirlememiş ve şeyhin müridinden söz alarak böyle bir yolla kurbiyet kılmamıştır. Bu zikirlerle kurbiyette, söylenilenlere iltizam etmek, sonradan ihdas edilen bir bid'attır. Rivayet edildiğinine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kim bizim dinimizde olmayan bir şeyi ortaya çıkarırsa, o reddolunmuştur. Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Müslim'in bir rivayetinde şöyle geçmektedir: Her kim işimiz (dinimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o reddolunmuştur. Fakat belirli sayı yahut belirli bir vakitle ilgili rivayet edilen hadisler varsa, onun lafızlarıyla kim Allah'ı zikrederse, bu güzeldir. Peygamber'den (s.a.v.) rivayet edilen şu hadis gibi: Kim günde yüz defa: “La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehülmülkü velehül hamdü vehüve ala külli şeyin kadir.” (Allah’tan başka ilah yoktur, ortağı yoktur, mülk onundur, hamd de onadır, O her şeye kadirdir) derse, on köle azat etmiş gibi olur. Ona yüz sevap yazılır, yüz günahı silinir ve o gün akşama kadar şeytandan korunur. Ondan daha fazla yapan adam hariç, kimse ondan daha faziletli bir şey yapmış olmaz. Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir. Yine Allah resulu (s.a.v.)'den rivayet edilen şu hadis gibi: Kim günde yüz defa “Sübhanallahi ve bihamdih" derse, deniz köpüğü kadar da olsa günahları silinir. Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir: Bir zaman ve sayı belirlemede hakkında nas varid olan benzeri hadisler vardır. Bu gibi yerlerde zaman ve sayıyı gözetmek, sonradan ihdas edilen bir şekilde olmadığı sürece doğrudur, yoksa yukarıda cevabın başında geçtiği üzere hoş karşılanmayan bir bid'attır. (Bölümün numarası 2; Page No. 288) Onların bid'atları, sıkıntıların giderilmesinde ölüler ve gaibte olanlardan yardım istemeye ve benzeri şeylere kadar varır ki, böylece en büyük şirke düşerler. Bütün bunlardan, Allah'tan afiyet ve selamet dileriz.Başarı Allah'tandır! Allah, peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam etsin.

Tags: