Allah'ın kelâmının kadim oluşundaki şüpheleri giderme

(Bölümün numarası 4; Page No. 3)  Bismillahirrahmanirrahim. (Bölümün numarası 4; Page No. 4) Boş sayfa (Bölümün numarası 4; Page No. 5)  Kur'ân-ı Kerim ve Bilimleri. (Bölümün numarası 4; Page No. 6)  Kur’ân Allah’ın Kelamıdır. Dördüncü soru, (3239) no'lu fetvadan: Soru 4: Kur'ân-Kerim'de: Musa da: ''Ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım' dedi. ayetini ve Firavun: Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap. dedi. ayetini okuyoruz. Kur'ân'da bu iki ayetin benzeri çoktur. Allah'ın kadim kelamı olduğu halde buna nasıl Kur'ân'dır diyebiliriz?


Cevap 4: Kelam lafzı ve manayı birlikte içine aldığı gibi, bir karine varsa tek başına her birini de içine alır. Manasını tahrif etmeden ve harflerini ve nazmını değiştirmeden, konuşandan onu nakleden yalnızca haber veren ve tebliğ edendir. Kelam ilk önce ona başlayanındır. Manayı muhafaza etmekle birlikte, harflerini va nazmını değiştirirse lafız ona nisbet edilir. Manası yönünden ilk defa söyleyene nisbet edilir. Allah'ın geçmiş ümmetlerden haber verdiği şey, bunlardandır. Allah Te'âlâ'nın: Musa da: ''Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim, sizin de Rabbinize sığındım' dedi. (Bölümün numarası 4; Page No. 7) ayeti ve: Firavun: Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim. ayeti gibi. Bu iki ayet Kur'ân olarak isimlendirilir ve harfleri ve nazmı itibariyle onun kelâmı olarak Allah'a nisbet edilir. Çünkü iki ayet, Musa ve Firavun'un sözü değil Allah'ın kelamıdır. Söz ikisinden çıksa da, nazım ve harfler o ikisinin değildir. Mana itibariyle Musa ve Firavun'a nisbet edilmiştir. İster böyle ister öyle olsun, Allah onu ezelde biliyordu ve Levh-i mahfuz'da onu yazmasını emretti. Sonra, Levh-i mahfuz'dakinin aynısı olduğu halde söz, kendi dillerinde Musa ve Firavun'dan çıkmıştır. Sonra Allah, peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) zamanında başka harflerle ve başka bir nazımla bunları söyledi. Ve bir yönüyle o ikisinden her birine nisbet edildi.Allah'ın kelamının kadim olmasıyla vasfedilmesine gelince, Sahabeden (Allah onlardan razı olsun) ve Selef imamlarından (Allah onlara rahmet etsin) böyle bir şey nakledilmemiştir. Ancak Ehl-i sünnet sıkıntılı günlerde şöyle diyorlardı: "Allah'ın kelamı mahluk değildir." Onların muhalifleri ise: "Allah'ın kelamı mahluktur" diyorlardı. Allah'ın kelamının kadim olmasıyla vasfedilmesi yeni ıstılahtır. Bunun üzerine yürüyecek olursak şöyle derdik: Allah'ın kelamı aslı itibariyle kadim, sonradan teleffuzu bakımından yaratılmıştır. Çünkü Allah Teâlâ, halen konuşmaktadır ve dilediği şekilde konuşmaya devam edecektir. Hatta kıyamet gününde müminler, kafirler ve diğerleriyle dilediği şekilde konuşacaktır. Buhari ve Müslim'de Adiy b. Hâtim'den (Allah ondan razı olsun) rivayet edildiğine göre (Bölümün numarası 4; Page No. 8) Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Allah (c.c.), sizin her biriniz ile tercümansız konuşacaktır. Bu mevzuda başka hadisler de vardır. (onlara bakılabilir)Başarı Allah'tandır! Efendimiz Muhammed'e (s.a.v.), âilesine ve sahabesine salât ve selam olsun.

Tags: